M. RİFAT HİSARCIKLIOĞLU
TOBB (Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği) Başkanı
President of TOBB (Union of Chambers and Commodity Exchanges of Turkey)

Çağdaş, Laik, Demokratik ve Güçlü Bir Türkiye, Barışın Sağlanmasında Dünya'nın ve Arupanın Teminatıdır

ATOBB (Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği) Yönetim Kurulu Başkanı Rifat HİSARCIKLIOĞLU; Türkiye'nin Avrupa ile bütünleşme süreci ile ilgili görüşlerini açıkladı.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Türk özel sektörünü temsil eden en büyük demokratik sivil toplum kuruluşudur. Aynı zamanda, Türk özel sektörünün tek yasal temsilcisi konumundaki meslek örgütüdür. Ülke genelindeki tüm sanayici, tüccar ve işadamları kuruluşumuzun üyesidir. Bir milyon 200 bin civarında üyemiz bulunmaktadır.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Türkiye'nin Avrupa ile bütünleşme iradesi ve bunu gerçekleştirecek adımlarına daima destek olmakta ve katkı sağlamaktadır.
Avrupa Birliği'nin bütünleşme süreci, başarısını ispatlamış ve dünyadaki diğer bütünleşme modellerine göre en ileri entegrasyonu gerçekleştirmiş, dinamik bir süreçtir. Avrupa Birliği, dünya ticaretinin yüzde 39'unu ve dünya gayri safi milli hasılasının yüzde 27'sini oluşturan bir ekonomik güçtür.
Türk iş dünyası olarak, ülkemizin Avrupa Birliği üyeliğini, çağdaş dünya ile bütünleşme olarak algılamaktayız. Halkımızın refah seviyesi ve yaşam standartlarının iyileştirilmesi için, gerekli ekonomik ve sosyal altyapının oluşturulması açısından, Avrupa Birliği'ne üyeliğimize önem vermekteyiz.
Türkiye dünyanın 20 büyük ekonomisinden birisi, Avrupa'nın yedinci büyük ekonomisidir.
Çağdaş, laik, demokratik ve güçlü bir Türkiye, bölgesinde barışının sağlanmasında Dünya'nın ve Avrupa'nın teminatıdır. Türkiye, genç nüfusu, nitelikli işgücü, dinamik girişimcileri ve geniş pazar potansiyeliyle Avrupa Birliği için stratejik bir ülkedir.
Avrupa'da halen 3 milyon 128 bin Türk vatandaşı yaşamakta ve yüzbinin üzerinde Türk firması bulunmaktadır. Türkiye-Avrupa birlikteliği coğrafi, ekonomik ve tarihi bir realitedir. Bunun aksini düşünmek, akıldışılıktır. Avrupa Birliği'nin de Türkiye'ye ihtiyacı olduğu net ve açık bir şekilde görülmektedir.
Avrupa bütünleşmesinin temeli Gümrük Birliği'dir. Türkiye'de, Avrupa Birliği ile fiilen Gümrük Birliğini gerçekleştirmiş tek aday ülkedir.
Türkiye, gümrük birliği ile 1996'dan bu yana Avrupa'nın sanayi ürünleriyle tam rekabet içindedir. Bir başka ifadeyle, Türkiye tam üyeliğin tüm yükümlülüklerini üstlenmiştir.
Buna karşın, henüz tam üye olmadığımızdan üyeliğin sağladığı imkanlardan yararlanamıyoruz.
Gümrük Birlikleri'nde; yapısal dengesizlikleri gidermek için öngörülmüş olan, yapısal fon ve bölgesel fon, Türkiye'ye uygulanmamaktadır.
Türk firmaları Avrupa Birliği firmalarının doğrudan veya dolaylı olarak yararlandığı kaynaklardan mahrum kalmaktadır. Oysa, rekabet eşit koşullarda olmalıdır.
Malların serbest dolaşımı sağlanmış olmakla beraber; malını fuara teşhir için gönderecek, iş görüşmesi yapacak, ihaleye katılacak, Türk girişimcileri, vize engelleriyle karşılaşmaktadır.
Ayrıca, Gümrük Birliği ile Türkiye, 1995'den itibaren topluluk müktesebatının çok önemli bir bölümünü de kabul etmiştir ve fiilen uygulamaktadır. Gümrük Birliği aslında geçiş dönemidir ve tam üyelik ile tamamlanmalıdır.
1999 Helsinki zirvesi, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur. Bu yeni dönemde, katılım öncesi strateji çerçevesinde hazırlanan ulusal program ile önemli gelişmeler sağlanmıştır. Ama kuşkusuz, daha atılması gereken adımlar bulunmaktadır.
Türkiye, siyasi kriterler yanında ekonomik kriterlere uyum konusunda da ciddi adımlar atmıştır. Ulusal program ile büyük ölçüde örtüşen, halihazırda uygulanan ekonomik program çerçevesindeki reformlar, aynı zamanda Avrupa Birliği ile entegrasyonu da derinleştirmiştir.
Türk özel sektörü olarak, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik yolunda atacağı adımların, ekonomik yapıyı güçlendireceğine ve esasen ispatlanan Türkiye'nin rekabet gücünü daha da artıracağına inanıyoruz. Avrupa Birliği'ne üyelik süreci, Türkiye'de, Avrupa ile uyumlu iş ve yatırım ortamının yaratılmasına katkı yapmaktadır.
Türkiye, Avrupa müktesebatına uyum sağlamak amacıyla, bürokratik engelleri önemli ölçüde azaltmakta, fiziki ve sosyal alt yapı sorunlarını çözmektedir. Türkiye'deki yatırım ortamının iyileşmesi; hem Türk firmalarının yatırım imkanlarını artıracak, hem de, Avrupa kaynaklı doğrudan yatırımları hızlandıracaktır. Aslında, Avrupa sermayesi için, Türkiye'den daha ideal ve güvenli bir yatırım merkezi uzun vadede gözükmemektedir.
Türkiye- Avrupa birliği ilişkileri açısından çok ciddi bir süreci yaşıyoruz. Aralık ayına kadar geçecek sürecin çok iyi değerlendirileceğini ümit ediyorum.
Sevilla Zirvesi sonuç bildirisinde, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin gelişme süreci hakkında, cesaret verici ifadelerin yer alması bizleri memnun etmiştir.
Türkiye'nin, Kopenhag siyasi kriterlerini gerçekleştirme yolunda atmakta olduğu, ve iş dünyasınca desteklenen adımların, Avrupa birliği tarafından da cesaretlendirilmesini bekliyoruz. Avrupa Birliği'ne katılma sürecindeki bir Türkiye, reformları gerçekleştirme konusunda kendisini çok daha güçlü hissedecektir. Bu süreç, aynı zamanda tüm Avrupa için de kazançlı olacaktır.Türk toplumunun Avrupa Birliği ile bütünleşme yönündeki kararlılığını seslendirmek amacıyla, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin önderliğinde, Türkiye'nin önde gelen 200'e yakın sivil toplum kuruluşu, 5 Haziran 2002 tarihinde Türk sivil toplum platformunda bir araya gelmiş ve bir deklarasyon yayımlamıştır. Çok değişik ekonomik ve sosyal grupların mutabakatıyla, tarafımdan, tüm kamuoyuna açıklanan bu deklarasyonla; Türk ve Avrupa Birliği karar vericilerini Türkiye'nin Avrupa Birliği ile bütünleşmesi için gerekli adımları atmaya davet ettik. Türkiye'nin geçen yıl anayasa değişikliği ile başlayan siyasi alandaki reform çalışmalarını, uyum yasaları izlemiştir. Halihazırda, ülkemizin uzun yıllar devam eden ve çok ağır kayıplara neden olan terörle mücadele sürecinden kaynaklanan hassasiyetleri nedeniyle, üzerinde siyasi uzlaşı sağlanamayan konular mevcuttur.
Bununla birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde grubu bulunan tüm siyasi partiler, Avrupa Birliği'ne tam üyelik hedefini bir bütün olarak algılamakta ve söz konusu hassasiyetler zedelenmeden bir uzlaşıya varma gayretini sürdürmektedir.
Kıbrıs konusunda, Zürih ve Londra Anlaşmalarıyla, kurulan dengenin bozulmaması herkesin yararınadır. Avrupalı dostlarımızın, Doğu Akdeniz'deki mevcut barış ve istikrarın korunmasına yardımcı olacaklarını ümit ediyoruz. Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliği belirsiz bir geleceğe bırakılmamalıdır. Türkiye, sahip olduğu ekonomik, sosyal, kültürel ve tarihsel zenginliklerini Avrupa Birliği ile paylaşmaya hazırdır. Aralık ayında Kopenhag'da alınacak kararla Türkiye'nin beklediği müzakere takviminin açıklanacağını ümit ediyoruz.
Avrupa Birliği'nin en önemli amacı Avrupa'da ve yakın çevresinde barış ve istikrarı sağlamak olmalıdır. Avrupa'nın barış ve istikrarı ancak değişik uluslar, kültürler ve dinler arasında bir hoşgörü ve uzlaşmanın sağlanması ile mümkündür.
Avrupa Birliği sadece belirli bazı kültür, ulus ve dinlerin birlikteliğine dayanmamalıdır.
Çünkü bu tür birliktelik, karşıtlarını da yaratır. Bu karşıtlık ve ayrışma ise, kutuplaşmaya ve kamplaşmaya neden olur. Böylece Avrupa'da barış ve istikrar değil, düşmanlıklar artar.
Eğer Avrupa Birliği Avrupa'da kalıcı bir barış ve refah istiyorsa, Türkiye Avrupa Birliği'ne tam üye olmalıdır. Çünkü Türkiye'nin sahip olduğu özellikler, Avrupa Birliği'nin uluslarüstü ve dinlerüstü niteliğini pekiştirecektir. Avrupa için gelecekteki tehditler medeniyetler çatışmasından doğacaktır. İki Dünya Savaşı görmüş Avrupa'nın bunu görmesi gerekir.
İşte Türkiye'nin, Avrupa Birliği'ne üyeliği, Avrupa'yı bir medeniyetler çatışmasından uzak tutacaktır. Türkiye'nin tam üyeliği, Avrupa'da ebedi barış ve istikrarının sağlanmasını destekleyecektir. Türkiye'siz bir Avrupa Birliği, uzun vadede Avrupa ve yakın çevresinde barış ve huzuru sağlamada zorlanacaktır.

M. RİFAT HİSARCIKLIOĞLU: "A MODERN, SECULAR, DEMOCRATIC AND STRONG TURKEY IS THE GUARANTEE OF SECURING PEACE IN THE WORLD AND IN EUROPE"

Turkey is among the 20 largest economies in the world and is the seventh largest one in Europe. Yet, a modern, secular, democratic and strong Turkey is the guarantee of securing peace in its region. Thus, Turkey's accession to the European Union would be to the advantage of both Turkey and the EU. In fact, Turkey is already a member of the Customs Union which constitutes a major step towards full membership. However, Turkey cannot enjoy the opportunities and advantages normally offered to EU member Customs Union countries because of its status. Meanwhile, Turkey continues to spend efforts to comply with the community acquis. This involves legislative changes as well as structural changes in the physical and social infrastructure including those in the bureaucratic system. These are of course in line with the Copenhagen criteria and are fully supported by the Turkish private sector. The EU should not leave Turkey's membership to an indefinite future. The most important objective of the EU should be to secure peace and stability in Europe and within its close environs. Clearly, Turkey is an indispensable part of such a picture.


# # # # # # # #