Av. HAKAN HANLI
Uluslararası ve AB Hukuku Uzmanı
Specialist on International and EU Law

ABD-AB ve Lobicilik: TÜRKİYE

"Lobbying" deyimini, sözlükler ".. parlamento üyelerini kanun koyma süresinde etkileme.." olarak tanımlıyor. İlk lobicinin, XVI. Louis döneminde, Fransa'nın ABD'ye sattığı silahların ödenmesi için uğraşan Vergennes Kontu olduğu söyleniyor. ABD'de profesyonel anlamda başlayan lobicilik, 1980'li yıllarda Avrupa'da da yayıldı.

I. Genel Olarak
Modern dünya, değişen siyasi sistemler vesilesiyle, tek bir çatı altında birleşme özelliği göstermekte ve giderek global ve bölgesel köyler haline gelmektedir. Demokratik yönetimlerin yaygınlaşması, kişisel özgürlüklere verilen değeri de arttırmaktadır.
İnsan hak ve özgürlüklerinin zirveye tırmandığı 21.yy'ın başlarında, siyasi ve ekonomik arenalarda yönetimler ve modeller, bu perspektifi sürdürmeye ve tatmin etmeye yönelik bir yapıya kavuşturma gayreti içerisindedirler. "İnsan unsuru"nu ihmal eden, ona hakettiği önemi vermeyen ve yönetim tarzlarını buna göre şekillendirmeyen yönetimlerin, işbaşında kalması ve başarılı olmasının mümkün olmadığının anlaşılmasından doğan bu eğilim, içerisinde bulunduğumuz yüzyılda güçlenerek devam etme eğilimi göstermektedir.
Avrupa Birliği içerisinde ve Batı ülkelerinde işlemekte olan temsili demokrasilerin oluşmasında ve işleyişinde hakim olan unsurlardan birisinin rekabet olduğunu biliyoruz. Rekabet ise, kendi mal ve hizmet sistemi için en iyi ortamın geçerli kılınmasını gerektiriyor.
Bu durum, insan topluluklarının giderek daha örgütlü toplumlar haline dönüşmesi ile gücünü arttırıyor. Bu aşamadan itibaren, örgütlü ve örgütlendiği için de güçlü çıkar ve baskı gruplarının yönetimler üzerinde son derece önemli etkileri ve yaptırım güçleri mevcuttur. Lobicilik, değişik yöntemlerle yürütülen bu çalışmaları içeren kapsamlı bir faaliyet alanıdır.
"Lobbying" deyimini, sözlükler ".. parlamento üyelerini kanun koyma süresinde etkileme.." olarak tanımlıyor. İlk lobicinin, XVI. Louis döneminde, Fransa'nın ABD'ye sattığı silahların ödenmesi için uğraşan Vergennes Kontu olduğu söyleniyor.
ABD'de profesyonel anlamda başlayan lobicilik, 1980'li yıllarda Avrupa'da da yayıldı. ABD'de ünlü bir lobi kuruluşunun yıllık kazancının 30 milyon $ US dolayında olduğu söyleniyor. Avrupa'da aranan profesyonel bir lobicinin saat ücretinin 600 $ US civarında olduğu biliniyor.
Özetle, demokratik sistemlerin ayrılmaz parçasını oluşturan baskı gruplarının temel amacı; "karar mekanizmalarını kendi hedefleri doğrultusunda etkilemektir".
Günümüzde iki tür lobicilik görüyoruz, Şöyle ki ;
Birincisi, karanlık bir güç olarak, bekleme odalarında, koridorlarda karar mekanizmalarını etkilemeye çalışanlar. Bunlar için amaca varmak için her şey mubahtır. Bu türün getirdiği kötü ünden kurtulabilmek için son dönemde lobiciliğin ismi "monitoring" diye de kullanılmaktadır.
İkincisi ise, bilimsel araştırmalara ve fikirlere dayandırarak mefaatlerini savunanlardır. Yöntem ayrı olmakla birlikte, varılmak istenen hedef aynıdır. Bu çalışmalardan amaçlanan ise, "savunulan tezin (dosyanın) kabul görmesi'dır.

II. AB'nde Lobicilik Faaliyetleri
Avrupa Parlamentosu, lobi çalışmalarına bir düzen vermek için çalışmaları Parlamento Başkanı Baron Enrique CRESPO döneminde (1989-1994) Parlamenter Marc GALLE'yi görevlendirmesiyle başladı ("La Turquie vers l'Europe" isimli eserin sahibi). Değişik tüzük ve yönetmelikler yapıldı ve bu çalışmalar halen devam etmektedir.
İlk tüzük İngiliz (İşçi Partisi) Glyn FORD ve Fransız Jean-Thomas NORDMANN (UDF)'in yönettiği komisyon tarafından hazırlandı ve 1996 Haziran'ında Parlamento başkanlığına sunuldu. Bu tüzükte Parlamento'ya giriş ve çıkışlar, hediyeler ve davetli olararak gidilen geziler konusuna (her parlamenterin 3.000 EURO'nun biraz üstünde, Parlamento'nun üstlenmediği seyahatler için özel bütçesi mevcut) bazı kurallar getirildi.
Sn.Glyn FORD ". ilgililerle diyalog içinde olmaktan büyük bir memnunluk duyuyoruz .. ama bu ilişki, bir ortaklık veya aidiyet ilişkisi haline dönüşmemelidir" diyordu. O dönemde, Türkiye'nin hemen hemen tüm parlamenterler'e şık bir kutu içinde Ankara Oda Orkestrası'nın 9 CD'lik hediyesi, M. CARTHY tarafından Belçika basınına yansıtıldı.
Her Avrupa Parlamenterin'in, asistan ve sekreter için sabit bir bütçesi olmakla birlikte, bazı parlamenterlerin sekreter veya asistanlarının ücretleri bazı kuruluşlar tarafından ödeniyordu. Hatta, 1995 yılı ilk baharında dizel motorların tartışılması süresinde Peugeot- Citroen'in bir İngiliz Parlamenter'i ödüllendirdiği haberi basına kadar yansıdı.
1990 yılları başlarında Avrupa Birliği'nde 20.000'in üzerinde lobicinin olduğu ve bunların yıllık kazançlarının 450 milyon EURO'yu geçtiği tahmin ediliyor. Yeniden yapılanma ve düzenleme sürecinde, tekstil, otomobil, petrol ürünleri, çelik, vergi, ve diğer sanayi ve tarım ürünlerini içeren 1000'e yakın mevzuatın görüşüldüğü Avrupa Birliği'ne geçiş süresi lobi kuruluşları için altın dönem teşkil etmekteydi.
Lobi sanatında deneyimli uzmanların ortak görüşü şöyle ; "tezin (dosyanın) savunulması için en doğru kişiyi, en doğru zamanda görmek gerekir.. etkilenilmesi istenen konu (tema), ne yazılmadan önce ne de yazıldıktan sonra .". Tahmin edeceğiniz gibi, bu da olayları günü gününe değil, saati saatine ve detaylarıyla takip etmeyi gerektirecektir. Bir başka ünlü lobici ise, deneyimlerine dayanarak ; ".. kazanan en iyi olan değil, lobisini en iyi yapandır." diyor. Avrupa'da lobicilik faaliyetleri, doğal olarak AET ile birlikte yoğunluk kazandı, denilebilir. İlk lobiyi yapanlar Fransız tarımcıları oldu. Daha sonra büyük otomobil firmaları bürolar açmaya başladılar, Bununla kalmayıp, kendi bürolarını muhafaza ederek ortak bürolar açtılar. Böylelikle, bölgeler, şehirler, sendikalar, üniversiteler, barolar, dernekler bürolar açarak takip ettiler.
Brüksel'de lobi büroları, daha çok Avrupa Parlamentosu ve Komisyonu nezdinde faaliyet gösteriyorlar. Bunun için bu kuruluşların yapılarını ve işleme şekillerini iyi bilmek gerekmektedir. Bir konuyu istenilen sonuca ulaştırabilmek için ise ;"neyin nerede olduğunu, kimin ne ile ilgilendiğini takip etmek gerekli ve zorunludur".
Kaliteli bir lobi bürosu savunduğu tezi, bilimsel tabana oturtabilmek için devamlı veya muntazam ilişkileri olan bilim insanları ile birlikte çalışmak zorundadır.
Lobiciliğin bir diğer altın kuralı ise, mümkün olduğu kadar erken haber alıp, değişik senaryolar hazırlamak ve her şeyi son ana bırakmamaktır". "Kafa-kol" mantığı genellikle ters tepmektedir. Önemli olan dürüst ve açık bir diyaloğun kurulabilmesi ve sürdürülebilmesidir.
Lobi büroları, bu çalışma sistemi içinde eğitim ve bilgi toplama merkezleri haline gelirler. Edindikleri bilgileri, temsil ettikleri kuruluşlara ulaştırarak, onları gelecek değişikliklere hazırlama görevini ifa ederler. Bu çalışmalara ek ve destekleyici olarak, aynı zamanda lobi çalışması olarak kabul edilen; seminer, konferans ve forum sektör faaliyetleri de yürütülebilmektedir.
AB'nde değişik ülkelerin lobi konusundaki yaklaşımları değişik olduğu gibi, çalışma sistemleri ve uyguladıkları metodlar'da farklılık arzetmektedir.

III.ABD'de Lobi Faaliyetleri
"Karar mekanizmalarını etkilemek amacıyla yapılan özel girişimler" olarak tanımlanan lobiciliğin doğum yeri ABD olup, lobici (lobby agent) kelimesi 1839 yılında ilk defa kullanılıyor. Washington DC'de 120.000 üzerinde lobici, 8.000 üzerinde şirket tarafından (5 milyar $'in üzerinde yıllık bütçe ile) bu faaliyetler 3 değişik şekilde yürütülmektedir. Şöyle ki; bilgi toplayıcılar (iç lobiciler-insider lobbying ve dış lobiciler-outsider lobbying) temsilciler ve bireysel lobiciler.. Hatta ABD'nin artık bir ulus olmaktan ziyade, lobilerden oluşan bir komite haline geldiği" bile ifade edilmektedir.
ABD ve AB'nde lobi çalışmaları değişik algılanmakta ve yürütülmektedir. ABD'deki lobi çalışmaları, 1938 tarihli Foreign Agents Registration Act ve 1946 tarihli "Federal Regulation of Lobbying Act", değişiklik getiren "Lobbying Disclosure Act of 1976" "Lobbying Ethics" mevzuatlarıyla yürütülüyor. 1979 yılında ise, profesyonel lobiciler tarafından American Lobbyist League kuruluyor. Bunda amaç yasal zorunlulukların yerine getirilerek (örneğin sicile kaydolma,..), illegal calışmaların önlenmesinin denetim yoluyla sağlanmasıdır.
ABD'deki lobi faaliyetleri ABD eski Başkanı Bill CLINTON döneminde, yeniden gözden geçirilip, düzenlenmiştir. Bunda amaçlanan, lobiciligin yasal kural ve ahlaki değerleri yeniden tanımlanmıştır. Şöyle ki ;
Beyaz Saray'da görevli kişiler, görev sürelerinin sona ermesinden itibaren 5 yıl süreyle hukuk ve danışmanlık hizmetleri veren lobi şirketleri için çalışamazlar.
Devlet memurları derecelerine uygun süreler içerisinde görevlerinden ayrıldıktan sonra, lobici olamamaktadır. Üst düzey yönetici olan Bakanlar, yabancı ülke hükümetleri için yaşam boyu lobi faaliyeti yapamazlar. Üst düzey ticaret temsilcileri, görevlerinin sona ermesinden sonra, çok-uluslu şirketleri ve yabancı hükümetleri yaşam boyu temsil edemezler.
Anayasa'nın çerçevesini aşmadan, ülkeye karşı duyulan sadakati müşterilerden üstün tutmak.
Temsil edilen müşterinin yanlış yönlendirilmemesi ve aldatılmaması.
Devlet görevlilerine maddi açıdan değeri olan hiç birşeyi karşılık bekleyerek vermeyin.
Güvenilir, inanılır ve uzlaşmacı olunması.
Hukuki yaptırım: "Bu kurallara uymayanlar hakkında kamu davası açılacaktır". Kullanılması sakıncalı teknikler: rüşvet ve tehdit.

IV. AB'nde Türkiye'nin Lobi Faaliyetleri
Türkiye'nin, AB içinde devlet ve özel sektör kuruluşları olarak, lobicilik konusunda geniş deneyimi olmadığı gibi, arzu edildiği kadar başarılı olduğu da söylenemez.
Bunun değişik nedenleri mevcut olmakla birlikte, elde edilen bazı başarılarda, şu unsurların önemli olduğunu gözlemliyoruz: "Eğitim, tecrübe, doğrudan iletişim, ihtisas alanlarında geniş bilgi sahibi olma". Bununla birlikte, bu hususun öneminin kavrandığı ve konuya eğilinildiğide inkar edilemez. Özellikle, son zamanlarda "dış temsilciliklerimizdeki eski, hikmeti bilinmez kişilerden efektif ve etkin hizmet bekleme yönteminin terk edildiği veya edilmekte olduğu" mutlulukla gözlenmektedir.
Bununla birlikte, artık ABD ve AB'nin her köşesinde, göçmen kökenli Türkiyeliler'in kurdukları veya aktif oldukları kuruluşlarla yakın ilişkide oldukları bir başka gerçegi teşkil etmekle birlikte, Türkiye kökenli araştırmacı ve bilim insanlarından yeterli derecede yararlanıldığı da söylenemez.
Lobicilik kıvrak bir kişilik ve geniş bir kültürü de gerektirmektedir. Devamlı çevre ile ilişki içinde olacaksınız, tanıyacaksınız ve tanınacaksınız. Türkiye'de hakikaten yetenekli kişiler olduğuna inandığım, resmi ve özel lobicilerimizden pek azı bu çalışmayı bilhakken yerine getirmektedir. Bununla birlikte, Brüksel'deki büronun gerekenleri yerine getirebilmesi için, merkezin bu konuya vakıf olmasıda önemli ve gereklidir.
1.Türkiye'de Lobi Teknikleri : Kısa aralıklı ve bireysel bazlı ziyaretler. Sektörü temsil eden ve üyesi bulundukları dernek, vakıf vb kuruluşlarla işbirliği ile hareket edilmesi. Eski dostlukların veya hemşehrilik bağlarının kullanılması. Bürokrat ve kanun yapıcılara yakın isimlerle kontak kurmak suretiyle. Siyasi parti başkanları ile ikili veya çoklu görüşmeler yapmak suretiyle. Açık hava toplantıları, sessiz yürüyüşler, basın toplantıları, vd 2.Avrupa'da ki Türkiyeli Göçmenler : Türkiye'nin, AB içerisindeki bir başka kolunu teşkil edebilecek göçmenlerin de, yeteri kadar örgütlendiği ve genelde göçmenler ve özelde kendileri için (Türkiye için demiyorum, göçmenler evvela kendi lobilerini yapmak zorundalar, ortak konularda da doğal olarak işbirliği yapılabilir) lobi çalışması yapamadıklarını, değişik nedenlerden dolayı gözlemliyoruz.
Avrupa'da göçmenlikle ilgili kararların artık yaşanan ülkede değil, AB Başkenti Brüksel'de alındığı ve Türkiye kökenli göçmen örgütlerinin bunun farkında olmamakla birlikte, yavaş yavaş anlamaya başladıkları da gözlemlenilmekte.
Elbetteki, burada Türkiye'nin göçmenlere hep "ihtiyat ile yaklaşmasının" ve bu kitleyi mutlaka "yönlendirmeye ve yakın kontrol altında" tutmaya çalışmasının da bazı olumsuz etkileri sözkonusu olmaktadır. Türkiye kökenli göçmenler son tahlilde, "ülkelerine bağlıdırlar ve ülkelerini severler". Onlara güvenmek ve bir diaspora çalışmasını desteklemek çok yararlı bir calışma olacaktır.

V. Sonuç
Türkiye'nin uluslararası seviyede, ulusal seviyede olduğu gibi gerçek anlamda bir lobi faaliyeti yürüttüğü söylenemez. Bununla birlikte, jeo-politik açıdan stratejik önemi olan bir noktada bulunan ve sürekli gelişen Türkiye'nin menfaatleri doğrultusunda (dost-düşman kutuplarını terkederek, menfaat eksenine yönelerek), uluslararası ilişkilerinde, lobi faaliyetlerini sürekli, düzenli ve koordineli bir şekilde yürütmesi gereklidir. Bununla birlikte, lobicilik yasal çerçeveler içerisinde gerçekleştirildiği vakit, uygulayıcısına beklenilen faydayı sağlamaktadır. Hedeflenen menfaatler doğrultusunda, koordineli bir şekilde yürütülen ve desteklenen faaliyetler sonucu, karar mekanizmalarının alacağı olumlu kararlar, ülkeyi ve çıkar sahiplerini gerek ülke içerisinde, gerekse dışında değerli ve prestijli kılacaktır.

LAWYER HAKAN HANLI: "USA-EU AND LOBBYING : TURKEY"

The changing political systems in the modern world join countries under the same roof and make them global and regional villages. The early 21st century is a time where human rights and liberties gained unique significance and today governments which neglect the "human element" are doomed to failure. As human societies become better organized, they become able to exert pressure on governments and to practice lobbying. The term "lobbying" is defined as "influencing members of the parliament during the act of legislation".
Lobbying became a professional field in the USA and spread throughout Europe in the 1980s. The first attempt at regulating lobbying activity in the European Parliament appeared during the term of office of Baron Enrique CRESPO as the speaker of the Parliament. Since then, various regulations and bylaws have been produced regarding lobbying in the EU.
The Turkish public and private institutions do not have sufficient lobbying experience in the EU. They have so far not been very successful in their lobbying efforts due to a variety of reasons. Nevertheless, there is general awareness on the importance of this issue. Turkish immigrants resident in the USA and EU have set up a series of organizations to practice lobbying, but these organizations do not take advantage of the know-how of Turkish scholars and researchers. Lobbying requires a large social circle and culture, often lacked by Turkey's official and private lobbyists. Turkish lobbying activity is carried out through two channels: Visits of delegations or individuals representing business sectors or organizations and the activities of Turkish immigrants in Europe. The latter group is unfortunately not organized well enough and is not able to carry out sufficient lobbying activity. Lobbying tends to bring significant benefits if it is carried out effectively within a legal framework. Lobbying activities which are conducted in a coordinated manner in the USA and the EU will have an impact on decisions effecting Turkey and will add prestige to the country's international standing.

# # # # # # # #