STEVE H. HANKE Steve H. HANKE
Johns Hopkins Üniversitesi Uygulamalı Ekonomi Profesörü & Forbes Dergisi Köşe Yazarı
Kriko Yasası
 
Bush yönetimi 2001’den bu yana Amerika Birleşik Devletleri’ni kapsamı, ölçeği ve süresi bilinmeyen bir savaşa sokmuş durumda. Yurt içi ekonomide de müdahaleci bir tutum benimsedi ve Kongre Bütçe Ofisinin terimleriyle “harcamaları ciddi bir şekilde arttırarak” ekonomiyi “sürdürülemez bir yola soktu. Gerçekten de Kongre Bütçe Ofisinin Eylül 2008’de yayınlanan bütçe tahminlerine göre, kamunun federal borcu önümüzdeki on yılda 7.9 trilyon ABD dolarına (2008 dolarıyla) yükselecektir, bu, bu yılın 5.4 trilyon dolarlık tahmini miktarına göre % 46‘lık bir artışı ifade etmektedir. Üstelik bu çok büyük bir borç dağı haline gelebilecek şeyin yalnızca ucundan ibaret. Sosyal Güvenlik Sisteminin mutemetleri sistemin karşılığı olmayan yükümlülüklerini bugünkü değerinin 13.6 trilyon dolar olduğunu tahmin ediyorlar. Sağlık Bakım Sistemi’nin mutemetlerinin yaptığı benzer bir hesaplama tahmini olarak 85.6 trilyon dolar civarındadır. Bu rakamları değerlendirebilmek için, ABD’nin geçen yılki GSMH’sının 13.8 trilyon dolar olduğunu aklımızda tutmamız gerekir... Tüm bu rakamlar Bush yönetiminin telaşla ABD için yeni sosyalist modelini – karların özelleştirilmesi ve zararların sosyalleştirilmesi – devreye sokmasından önce yayınlanmıştı. Finansal hizmetler sektörünün fonlanması (ve bazı durumlarda kamulaştırılması) nedeniyle, yukarıda belirtilen 2018 tahmini kamu borcuna birkaç trilyon dolar daha eklenebilir. Ayrıca,gelecekteki ekonomi politikasını formüle etmek ve hükümet harcamalarını kontrol etmek çok zor olacaktır. Her şey bir yana, hükümet finansal hizmetler sektörünü kurtaracaksa, neden otomobil üreticilerine, havayolu şirketlerine ve hükümete elini açan diğer herkese fon aktarmasın ki?

ABD’nin yeni bir krizle karşı karşıya olduğu bugün, fırsatçılar sistemle yine oynuyor ve kendi ihtiyaçları için istismar ediyor.

ABD ve diğer yerlerde devletin büyümesi savaş, ekonomik depresyon ve finansal krizler gibi ulusal acil durumların doğrudan veya dolaylı sonucu olarak gerçekleşir. Yasalar çıkarılır, bürolar yaratılır ve bütçeler genişletilir. Çoğu durumda, bu değişiklikler kalıcı olur. Bunun sonucu krizlerin, devletin alt çizgisini yukarı kaldıran ve daha yüksek bir seviyeye çıkaran bir kriko gibi hareket etmesidir...

Hükümetlerin krizler sırasında daha fazla para harcaması ve daha müdahaleci olması şaşırtıcı değildir – savaşlar ve ekonomik fonlamalar pahalı ve karmaşıktır. Ancak daha aktif bir hükümet, bir ulusal acil durumu kendi hedeflerine ulaşmak için yararlı bir gerekçe olarak gören fırsatçıları da çeker. ABD ve diğer ülkeler bu gerçeği artık geçmişte olduğu gibi fark ediyor görünmüyorlar. Oysa tarih, bunun ne kadar zarar verici olduğunu gösteren çok sayıda örnekle doludur.

Büyük Depresyonu düşünün. O zamanlar, on yılarca sübvansiyon peşinde koşmuş olan çiftçi lobileri krizden, başlığında“ulusal ekonomideki mevcut acil durumu giderme yasası” ifadesi bulunan Tarımsal Düzeltme Yasası adlı büyük bir kurtarma paketi geçirmek için yararlandılar. Neredeyse 70 yıl sonra, çiftçiler hala toplumun geri kalanından para emiyorlar ve tarım politikası konserveciler, gıda üreticileri ve üçüncü dünyanın dostları gibi muhtelif başka çıkar gruplarını da kapsayacak şekilde genişletildi.

Daha sonra, İkinci Dünya Savaşı boyunca ABD’nin GSMH’nın neredeyse yarısı kamu harcamalarından ibaretken, her çıkar grubu çok büyümüş olan kamu bütçesinden pay kapmaya çalıştı. İçişleri Bakanlığı gibi savaş faaliyetlerinden görünüşte uzak olan bakanlıklar bile, “temel savaş görevleri” yürüttüğünü iddia ederek daha büyük bütçe ve daha fazla personel talep ettiler.

Daha küçük krizler de fırsatçıları çılgınlıkları beslemeye yöneltti. Her zaman fırsatçı olan Uluslararası Para Fonu bu durumun klasik bir örneğidir. 1994 yılında Bretton Woods anlaşmasını bir parçası olarak kurulan IMF öncelikle savaş sonrası sabit kur sisteminde ödeme dengesi sorunları yaşayan ülkelere kısa vadeli ve sübvansiyonlu krediler vermekle sorumluydu. Ancak 1971’de zamanın ABD Başkanı Richard Nixon altın penceresini kapatarak Bretton Woods anlaşmasının çöküşünün ve teorik olarak, IMF’nin orijinal amacının ortadan kalkışının sinyalini verdi. Ama o günden bu yana, IMF her krizi, kendi kapsamını ve ölçeğini genişletmek için kullandı.

1970’lerdeki petrol krizi bu kuruma kendini yeniden icat etme fırsatı verdi. Bu şoklar IMF’nin, ödeme dengesi düzenlemelerini kolaylaştırmak için, evet daha fazla kredi vermesini gerektirdi. Ve daha fazla kredi verdi; IMF 1970’ten 1975’e kadar reel anlamda iki kat daha fazla kredi verdi, bu artış 1975’ten 1982’ye kadar ise reel anlamda yüzde 58 oldu.

Ronald Reagan’ın 1980’de ABD Başkanı seçilmesiyle birlikte, IMF’nin krizler tarafından tahrik edilen fırsatçılığı dizginlenebilecek gibi göründü. Ancak Meksika borç krizinin başlamasıyla birlikte, IMF`nin borç krizlerini ve banka iflaslarını önlemek için daha fazla kredi vermesi gerekti. Bu gerekçe, IMF`nin ABD kotasının arttırılmasının onaylanmasını sağlamak için 435 kongre üyesinin 400’üyle kişisel lobi görüşmesi yapan Başkan Ronald Reagan’ın bizzat kendisi tarafından kullanıldı. IMF’nin verdiği kredi miktarı gene arttı ve Reagan’ın ilk başkanlık döneminde reel olarak yüzde 27 yükseldi.

fiaşırtıcı olmayan bir şekilde, 11 Eylül 2001 olayları IMF’yi gafil avlamadı. 18 Eylül’de ABD`nin eski Maliye Bakanı Paul O’Neill IMF’nin eski genel müdürü Horst Kohler ile koalisyon ortaklarının mali ihtiyaçlarını görüşmek üzere bir kahvaltıda bir araya geldi. Gündemlerinde ayrıca IMF’nin Washington’un çizgisine uymayan ülkelere kaynak sağlamayı reddetmesi de vardı.

ABD yönetiminde son acil durum çok sayıda dar görüşlü fırsatçıyı perdeliyor. Kriko yasası ideoloji düzleminde de çalışıyor. Halen Çoğu Amerikalı yönetimin güçlü özel çıkar gruplarının değil, tüm halkın çıkarı için çalıştığına inanıyor.

Kriko yasasının hızlı bir şekilde sona ermesini beklemek çok fazla olabilir ama en olup bittiğini öğrenmenin zamanıdır. Sonrasında, en azından, istikrar dönemlerinde trendi ters çevirmek daha kolay olabilir.

  Democracy or Liberty?: The Middle East and North Africa
  The Dance of the Dollar
  The curse of government failure
  The Dead Hand of Exchange Controls
  The Great Dissemblers
  The Baltics, Bulgaria and Greece
  Booms and Busts
  Hu versus Sarkozy
  The Misery Index: A Reality Check
  China’s Cards
  Greenspan’s Fairy Tales
  From John Law to John Maynard Keynes
  A great depression?
  The law of the ratchet
  On Oil Prices
  Rice markets and government failure
  A private infrastructure solution
  The dollar and U.S. inflation
  China’s Currency
  Money: Bulgaria, Bosnia and Turkey
  Reflections on Reagan the Intellectual
  The World’s Greatest Unreported Hyperinflation
  The Fed’s Zigs and Zags
  On Democracy