AB GÜNDEMİ Dr. Bahadır KALEAĞASI
TÜSİAD Uluslararası Koordinatörü
G20 TÜRKİYE 2015: TÜRKİYE İÇİN KÜRESEL FIRSAT
 
Bu yıl Avustralya’da toplanıyorlar. Seneye Türkiye’de.
Küresel temsil gücü yüksek bir siyasi oluşum:
• Dünya nüfusunun yüzde 75’i
• Uluslararası ticaretin yüzde 80’i
• Dünya ekonomisinin yüzde 90’ı
Katılanlar dünyanın önde gelen 19 ekonomisinin liderleri: ABD, Almanya, Arjantin, Avustralya, Brezilya, Çin, Endonezya, Fransa, Güney Afrika, Güney Kore, Hindistan, İngiltere, İtalya, Japonya, Kanada, Meksika, Rusya, Suudi Arabistan ve Türkiye. Artı AB. İlk ondokuz içinde yer alan dört üye ülkesine ek olarak, tüm AB’yi temsilen AB Konseyi ve AB Komisyonu başkanları. Avrupa için kısmi çifte temsil durumu var G20’de. Her yıl olduğu gibi, 2015’de Türkiye dönem başkanlığında da G20’nin devlet veya hükümet başkanlarının bir araya geldiği büyük bir zirve olacak. Ayrıca bir çok toplantı. Bakanlar, diplomatlar, bürokratlar, iş dünyası, sendikalar, sivil toplum kuruluşları, medya, akademik etkinlikler…

Dünya Türkiye’ye gelecek. Dünya ekonomisine yön verebilecek konular, politikalar, olası ortak kural ve eylemler Türkiye’de konuşulacak. Artık Avrupa’daki gibi gelenek olduğu üzere, G20 liderleri toplanmadan önce de uluslararası iş dünyası da devreye giriyor: B20 (“Business-20”). Bunun da odağında B20 Coalition var. Dünyanın önde gelen piyasa ekonomilerinin G20 özel sektör ağı.
Türkiye’yi TÜSİAD temsil ediyor ( www.b20coalition.org )

G20 Gezegeni nasıl oluştu?
Peki nasıl gelindi bu noktaya? Dünyanın bu kadar sorunu, bu şekilde G20 olarak tanımlanmış bir grupta ele almaya başlamasına? Her şey çok eskiden başladı fakat o kadar uzağa gitmeden 20. yüzyıl sonuna gidelim, oradan da geleceğe. Batıda sürekli artan tüketime ucuz mal yetiştirmeye çalışan Çin, Hindistan ve diğer hızla kalkınan ülkeler; bunların hepsine kömür, demir, bakır gibi hammadde yetiştirmeye çalışan üçüncü dünya; bu arada hazinesinde biriken üç trilyonu aşkın doların değer kaybından korkarak içeride toplumsal kalkınmaya yeterince harcayamayan Çin, bu dolarlarla alınan ABD hazine bonoları, bu sayede şişen kredi piyasası ve artan tüketim ve artan üretim... Ve zehirlenen mali piyasalar ve atmosfer...

Küresel düzenin çarkları gacırdamaya böyle başladı. Sonrası zincirleme krizler. Ekonomi ve doğa eş zamanlı olarak zor durumda. Dünya ekonomisi bir daralıyor, bir toparlıyor, bazen durur gibi oluyor. Gezegen oksijen solumakta zorlanıyor. Mevcut uluslararası siyasal ağlar inceliyor. Bu noktada insanlık uygarlığının gidişatını belirleyen iki temel süreç tekrar vurgulanabilir:
Bilgi toplumu: özel radyo ve televizyonlar ile başladı. İnternet devrimi, cep telefonu ağları ve mobil teknolojilerle tetiklenen bir devrime dönüştü İnsanlığın yeryüzü üzerinde duruşu değişti. Her zaman, her yerde başka yerlerdeki kişiler, olaylar ve bilgilerle karşılıklı etkileşim içindeyiz artık. Çalışma, aile ve eğlence yaşamları son yirmi yılda kökten farklılaştı. Eğitim, devlet yönetimi, demokrasi, sağlık, finans, güvenlik gibi çok farklı boyutlarda iletişim ve bilişim teknolojileriyle yenilenmekte insanlık uygarlığı. Aşırı tüketim toplumu: Hava kirlenmekte, atmosfer ısınmakta, temiz su azalmakta, gıda ve kozmetik ürünler kanser ve başka hastalıkları tetiklemekte. Yalnızca 1950’lerden bugüne daha önce tüketilenden fazla enerji tüketildi yeryüzünde. Küreselleşme sayesinde bir taraftan zenginlik artıyor, dünya orta sınıfı genişliyor. Bir taraftan da virüsler daha rahat dolaşıyor gezegen sathında. Her türlü virüs: biyolojik, dijital, finansal, karbonik, terörist, ırkçı… Kapitalizm kendini yenileme sancıları çekiyor. Yeni çarklar ve ağlar ufukta beliriyor.

Serap mı görüyoruz? Yoksa 21. yüzyılın yeni dünya düzenini mi?
G200 yerine G20
21. yüzyıl uygarlığı, I. Dünya Savaşı sonrasındaki içine kapanmacı, korumacı, aşırı milliyetçi politikaların egemen olduğu girdaba bir daha düşmeyecek kadar olgun. Bu yönde önemli bir sınav Londra’da G20 zirvesi oldu (2 Nisan 2009). Belki de Yeni Batı olarak beliren bir uluslararası siyasal ve ekonomik zeminin ilk kurumsallaşması olarak geçecek tarihe bu dönem. Daha önce 1997’deki Asya krizi sonrasında 1999’da kurulan bu dünyanın en büyük yirmi ekonomisi grubu, 2008 krizi ile dünya sahnesinde en ön plana çıktı. İlk Berlin toplantısından beri ekonomi ve maliye bakanları seviyesinde bir araya gelen yirmi ülke bu sefer hükümet veya devlet başkanları seviyesinde toplandı. Londra zirvesi çıkışında dönemin İngiltere Başbakanı Gordon Brown “Dünya ekonomik gerilemeyle mücadele için bir araya geldi. Yeni bir dünya düzeni kuruluyor” dedi.

Le Figaro gazetesinin 3 Nisan 2009 manşeti ise biraz daha Fransız bir yorum getirdi: “Yeni bir kapitalizm için küresel anlaşma”. Böyle doğdu G20 Gezegeni.
Tabii ki bu grubun dışında kalan ülkeler de çok önemli. Peru’dan Ukrayna’ya, Mısır’dan İsviçre’ye, Malezya’dan Nijerya’ya her ülke, doğal kaynakları, tarihsel birikimi, ekonomik artı değerleri ve en önemlisi insanları ile diğerleri kadar değerli. Fakat küresel konular da çok karmaşık. Uluslararası finans için yeni düzenleyici bir kurumsal zemin, hammadde piyasaları, hizmet ticareti standartları, iklim değişikliği, G20 Gezegeni çerçevesinin amacı uluslararası konularda karar alabilmek: Birleşmiş Milletlerin 200 küsur ülkesinden mümkün olduğunca az sayıda bir grup ülkenin, yeterince belirleyici önemde bir ekonomik ağırlık ve siyasal etki temsil edecek şekilde bir araya gelmesi; ortak sorunları tespit ederek karar alması ve uygulaması. Diğer bir tanımlama ile G200 yerine G20. Bu durumda diğer ülkelerin de G20 yörüngesinde hareket edeceği varsayılıyor. Bu gerçekçi, realpolitik, Hegelien yaklaşımın uzantısında idealist bir beklenti de var: “ G20 için iyi olan, tüm gezegen için de iyidir ”.