YAZDIK DA NE OLDU! Hadi Neşet TÜRKMEN
Ekonomik ve Siyasi Danışman
Küresel felaket kapıda
 
Son yıllarda küresel ısınmanın yarattığı yüksek dereceli kuraklık tehlikesinden henüz kurtulamamışken, dünyamızı yepyeni bir küresel sıkıntı bekliyor. Burada kullandığımız sıkıntı, kelime olarak bölgemiz adına aslında çok hafif kalıyor. Belki bundan böyle “küresel felaket” desem daha doğru olacak.
ABD’ni Kasım ayına kadar yönetecek olan Başkan BUSH ve Şahinler ekibi kendi kamuoylarını her gün ikna ederek, nükleer tehlike merkezi olarak gördükleri İran’a karşı askeri harekete geçmek üzere hazırlıyorlar. İran’ın ne kadar nükleer tehlike taşıyıp taşımadığını bilmesek de, İsrail ve desteğindeki ABD’ye karşı İran’ın da düşmanlık beslediğini biliyoruz. Dünyayı yerinden sarsacak bu felakete karşı Birleşmiş Milletler’e bağlı devletler de, İran’ın bölge komşuları devletler de sessiz kalıp, sanki konuşmama haklarını korur gibiler!..
Küresel ekonomilerin raydan çıktığı bir dönemde, bir de iç siyasetin verdiği sancılarla boğuşan Türkiye, komşuda çıkacak olan yangına önceden müdahale imkanını bile kullanamamaktadır. BUSH yönetimi kesin ve kararlı tutumunu perçinlemek amacıyla ordu yöntemlerinin kritik noktalarına, şahinlikleriyle bilinen komutanları atamaktadırlar.
Strateji uzmanlarının araştırmalarına göre BUSH yönetimi Irak’tan sonra İran’a karşı da askeri çıkarma kararı vermişlerdir.Eğer öngörüler doğru çıkarsa, mübarek Şeker Bayramı’ndan sonra bu uygulama gerçekleşecektir. Uzmanlara göre ilk hedef İran’daki telekomünikasyon ve iletişim şebekeleri yok edilecek sonra da, şimdiden (uzaydan) tespit edilen otuz yedi nükleer santral merkezi haritadan silinecekmiş.
BUSH yönetiminin giderayak başlatacağı küresel felaket Amerika Birleşik Devletleri’nin yeni seçilecek yönetiminin kucağına nükleer felaket olarak bırakılacaktır. Amerika’nın Irak’a girdiği demokrasi ve özgürlük vaadinde bulunduğu ilk günlerde “Ne güzel… Amerika komşumuz oluyor” diye mutlu olanlar, sanırım bugün aynı görüşlerini korumamaktadırlar. Eğer ABD, İran’da aynı Irak’a yaptığı işlemi yapacaksa, en uzun sınır komşumuz Amerika diye sevinç gösterilerinde bulunanlarda bu ülkede olacaktır.
Irak tezkereleri nedeniyle müttefikliğimizi bozduğumuz Amerika ile, bakalım bu sefer ne yapacağız, neler yaşayacağız?Olaylara insani, İslami, bölgesel, Türkiye’nin çıkarlarının korunması ve de güvenliği açısından baktığımızda bölgeye Büyük Ortadoğu Projesi amaçlarını gerçekleştirmek için intikal edecek olan Amerikan politikası ve silahlı kuvvetlerine karşı Cumhuriyet tarihimizin en sorunlu dönemine giriyoruz.
Yüce Meclisimizin vereceği kararlar yarının Türkiye’sinin kaderini teşkil edecektir. Bölünmemizi isteyenler ile ülkemizi tehdit eden unsurların kol kola gireceği, koşulların her an değişip zorlaşacağı bir dönemde, dileyelim ki bizleri temsil eden vekillerimiz de, bugünkü iç politikalarının yarattığı çekişmelerden inşallah yararlanmak istemezler.
Şimdi her zamandan daha çok birliğe, beraberliğe ve hoşgörüye ihtiyacımız var. Cephede kan dökerek kurtuluş mücadelesi verip, bağımsızlığını dünyaya kabul ettiren milletimiz, büyük Atatürk ve arkadaşlarından aldığı bu kutsal emaneti demokrat, laik, özgür, çağdaş ve bağımsız bir şekilde çocuklarımıza devretmektedir.
Sınırlarımızı ve koşullarımızı,komşularımızın da aynı şartlarını korumasına destek vereceğimiz bir diplomasi dönemimiz başlıyor. Tabii ki, kararlarımızı bizler adına değerli partnerlerimiz verecekler ama bizler bu dönemde eski sorunları körüklemek yerine vekillerimize yürekten manevi destek vermeliyiz. Artık kaprisleri bırakıp, ülkemiz için esasta kemik gibi birlikte olmalıyız. Doğruyu bulmak adına detaylarda ayrılsak da özde birleşmeliyiz. Unutmayalım ki, Cumhuriyetimizin kuruluşunda da büyük Atatürk ve parlamenter arkadaşları da ülkemiz için böyle davranmışlardır. Onların tarihimizin derinliklerindeki vermiş oldukları kararlar bugünün şartlarında, detaylarda farklılıklar gösterse de özde aynıdır. “Ülkenin menfaati deyince gerisi teferruattır”. Bizden sonraki nesillerden beklediğimiz, bizlerin gururla andığımız atalarımız gibi, bizleri yavrularımızın da hayırla anması olmalıdır. Çok sıcak gelişmelerin yaşanabileceği yaz aylarından sonra 2008 Ekim’i bekleyecek ve öngörüleretanık olacağız.