ÇUVALDIZ Celal BEYSEL
TÜRKONFED Başkanı br> Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu
Mesleki Eğitim ve Gönüllü Kuruluşlar
 
Son zamanlarda memnuniyet verici bir gelişme var, Türkiye’deki mesleki eğitim konusunda: Her kesimden insan, soruna değiniyor, konunun önemini ön plana çıkartmaya çalışıyor. Bu konuda yapılan çalışmalar çeşitli platformlarda dile getiriliyor, tekil çalışmalar ve başarı örnekleri ortaya konuyor, çalışma yapanlar bilgilerini birbirleriyle paylaşıyor, gerçek bir reform yapılmasına hazırlık olarak bürokrat, hükümet, gönüllü ve yarı resmi kamu kuruluşları düzeyinde birleştirici çabalar görülüyor.

18 Mayıs’ta TÜRKONFED (Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu) ve ERG /Sabancı Üniversitesi Eğitim Reformu Girişimi)’nin Sabancı Center’de düzenledikleri sempozyum ile açıkladıkları raporun konusu da mesleki eğitimdi. Raporda net çözüm önerileri yerine, konuyu önyargısız, demokratik olarak tartışabilmek için gerekli kavramlar ve hedefler ortaya konuyor. Asıl rapor, TÜRKONFED’in 7-8 Aralık tarihlerinde Adana’da düzenleyeceği geniş katılımlı Zirve’de açıklanacak.

ERG ve TÜRKONFED’in birlikte hazırladıkları raporun bir bölümü, Meslek Eğitiminin “örgün” orta öğretimini, yani Meslek Liselerinin durumlarını ve yapılması gereken reformları ele alıyor. Bu liselerin çoğunluğunda eğitim yeterli değil, sanayinin ihtiyaçlarına cevap veremiyor. Bu okullara giden talebeler, önlerinin genç yaşta “yüksek tahsil yapamaz” diye kapatıldığını, bir anlamda çıkmaz sokağa yönlendirildiklerini düşünüyorlar.Dolayısıyla aileler çocuklarının hayata ümitle bakabilecekleri eğitimi elde edemeyecekleri vehmine kapılıp evlatlarının meslek liselerine gitmelerini engelliyorlar. Milli eğitimin hedefi olarak gösterilen % 65 meslek liseli, % 35 normal liseli hedefine insanlar zorlanarak erişilemez. Rapor, gençlerin zorlamayla değil, kaliteyi yükselterek ve özendirerek bu okullara çekilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Rapor, örgün eğitim yanında “yaygın” eğitimi, yani resmi okullar dışındaki meslek geliştirme merkezlerini ve kurslarını da ele alıyor. Bilindiği gibi bu kurslar vakıflar, özel eğitim kuruluşları, kendine ara eleman yetiştirmeye çalışan firmalar, Gönüllü ve yarı resmi Sivil Toplum örgütleri, hatta belediyeler tarafından açılıyorlar ve dolayısıyla çok geniş bir alanı kapsıyor. Sempozyumda tanıtılan başarı örneklerinden de anlaşılıyor ki bu konuda AB, Dünya Bankası, İşkur ve MEB fonları devrededir ve kuruluşlar eğitim harcamalarının finansmanlarında kendi fonlarının yanında bu fonlardan da yararlanabiliyorlar. Ancak harcanan birçok çaba, özellikle sertifikalandırmada standart yokluğu dolayısıyla istenen hedefe varamıyor. Bazı kurslar üst düzey eğitim vermelerine rağmen “diploma” verme yetkileri olmadığından sıkıntı çekiyor, talebeler ayrıca “bir şeyler öğrenmek değil, bir prosedürü yerine getirmek için” devletin resmi akşam kurslarına gidiyorlar. Gereksiz zaman ve maddi kaynak israfı burada da sürüyor.

Yapılan çalışma Meslek Yüksek Okullarını kapsamamakla beraber, konunun önemli bir yönünü oluşturduğu için, TÜRKONFED’in Aralık ayında yayınlayacağı sonuç raporunda ele alınması gereken bir konu olacaktır, sanırım.