ANGELA MERKEL

Türkiye'nin Uyması Gereken Zorlu Koşullar
 
Angela MERKEL Almanya’nın ilk kadın başbakanı olarak göreve başladı, ancak hükümeti bankacılar ve ekonomistler tarafından işsizlik ve büyüme konularında saldırıya uğruyordu, buna bir de vergilerin yüksekliğinden ve nerelerde kullanıldıkları konusunda umutsuzluğa düşen Alman halkı eklendi.

Goettingen Üniversitesinden Profesör Peter LOESCHE, katma değer vergilerini arttırmanın düşük sosyal güvenlik primlerini finanse edeceğine bütçeyi finanse ettiğini ve MERKEL’in uyguladığı pakette seçmenlerin üzerindeki vergi yükünün azalacağına arttığını belirtiyor.

Seçimlerden önce yapılan anketlerde seçmenlerin % 36’sı koalisyon isterken seçimlerden sonra bu oran % 27’ye düşmüş durumda, ankete katılanların % 42’si ise koalisyonu “kötü” olarak tanımlıyor. Haftalık bir araştırma da oylama eğilimlerinde MERKEL’in Hıristiyan Demokratlar’ının uzun süredir ilk defa Sosyal Demokrat koalisyon ortaklarının gerisinde kaldığını gösteriyor.

Bundesbank Başkanı Axel WEBER de 18 Kasım’daki konuşmasında önemli konulardaki temel reformların henüz kararlaştırılmadığını belirtti ve Almanya ekonomisindeki değişimlerle ilgili çalışmaların politik ajandada kalması gerektiğini vurguladı.

Merkez hükümeti önümüzdeki sene küçük ölçekli şirketler için vergi indirimlerin arttırmayı, devlet ve özel sektöre ait binaların restorasyonunu teşvik etmeyi, fon altyapı projesini 25 milyar euro ($29.5 milyar)’luk paketten karşılamayı planlıyor. Bu ayarlamaların önümüzdeki sene katma değer vergisini %16’dan 19’a çıkarma ve 2007’de uygulanacak teşviklerdeki kesinti planlarından önce ekonomiye hız vermelerini umuyorlar. Bu değişiklilerin amacı Avrupa Birliği bütçe açığı limitlerine yardımcı olmak.

Alman ekonomisinin bu yıl %0,8 ve 2006 yılında %1 büyümesi bekleniyor, işsizlik düzeyinin ikinci dünya savaşı öncesine yakın seviyelerde olduğu, büyük şirketlerin çalışan sayılarını azaltmaya devam ettiği ve MERKEL’den acil aksiyon beklendiği belirtiliyor.

Sistemi iyileştirmek

Buna karşın, Sosyal Demokratlar mevcut sistemi serbest meslek sahibi, devlet memuru gibi şu anda mecburi katılımlardan muaf olan grupları tekrar katılım havuzuna sokup mevcut sisteme ekleyerek iyileştirmeyi amaçlıyor.

Fizik eğitimi alan ve Doğu Almanya’da büyüyen MERKEL, Nisan 2000’de parti finansal bir skandal ile çalkalanırken Helmut KOHL’ün 16 yıl süren başbakanlığının ardından Hıristiyan Demokrat partisinin lideri oldu. Aynı zamanda Almanya’da savaş sonrası dönemdeki en geç hükümet lideri olacak.

Anketlere dönüş

Avrupa Merkez Bankası’nın faiz oranlarını arttırmasıyla MERKEL’in işsizlik oranını düşürmesi ve açığı azaltması daha zorlaşmış olabilir. AMB başkanı Jean-Claude TRICHET bankanın borçlanma maliyetlerini ılımlı olarak arttırmaya hazır olduğunu belirtirken, MERKEL hükümetinin maliye bakanı Peer STEINBRUCK AMB’nın oranları mümkün olduğunca uzun bir süre aynı seviyede tutması gerektiğini söyledi.

MERKEL hedefinin geçen ay 4,8 milyon olan işsizlerin sayısını düşürmek olduğunu ve eğer bu sayı dört sene sonra yine 4,5 – 4,7 seviyelerinde olursa bu koalisyonun başarısız görüleceğini söyledi. SCHRODER seçildiğinde eğer işsizlik oranını düşürmeyi başaramazlarsa tekrar seçilemeyeceklerini söylemişti ve SCHRODER makamını kaybettiğinde işsizlik oranı 11.7 idi, bu da yedi sene önceki oranın bir puan üzerindeydi.

TÜRKİYE’NİN UYMASI GEREKEN ZORLU KOŞULLAR

Yeni Almanya Başbakanı Angela MERKEL, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girişinin kesin olmadığını ve birçok zorlu koşulu karşılamak zorunda olduğunu söyledi.

MERKEL bunu Alman Parlamentosu’na yeni koalisyon hükümetinin dış politikasını açıklamak için yaptığı ilk konuşmasında belirtti.

MERKEL, Parlamento’ya AB’ne katılmayı umud eden her ülkenin hiçbir kısıtlama olmaksızın tüm koşulları yerine getirmek zorunda olduğunu söyledi.

Eğer Türkiye bu koşulları sağlayamazsa veya AB Türkiye’yi dahil etmeye hazır değilse, Türkiye’nin Avrupa yapısına mümkün olduğunca yakın ve bağlı kalması gerektiğini ve böylece bir şekilde AB ile olan imtiyazlı ilişkisini geliştirmeye devam etmesini söyledi.

MERKEL Parlamento’ya “İslam ile yapılacak bir diyalog büyük önem taşıyor, birbirimizi anlamayı öğrenmeliyiz. Bunu açık ve dürüst bir şekilde yapıcağız. Biz farklılıkları kenara atmayacağız ama onları açıkca belirteceğiz” dedi.

MERKEL zorunlu evliliklerin ve namus cinayetlerinin namusla kesinlikle hiçbir ilgisi olmadığını, bunların toplumlarında yeri olmadığını ve bunlara müsamaha edemeyeceklerini belirtti.