AB GÜNDEMİ Dr. Bahadır KALEAĞASI
TÜSİAD Uluslararası Koordinatörü
BUSINESSEUROPE, TÜRKİYE’Yİ TRANSATLANTİK TİCARET VE YATIRIM ORTAKLIĞI (TTIP)’DE DESTEKLİYOR
 
Kuantum fiziği mekanikleri Türkiye’nin uluslararası ilişkilerinde de geçerli. İlk bakışta farklı atomların etrafında dönen protonlar gibi görünen, birçok ekonomik alanın içinde gelişen olaylar diğer alanlarla doğrudan ve ait oldukları alandan bağımsız olarak etkileşim içinde olabilmekteler. Ulusal ekonomiler, uluslararası anlaşmalar, siyasal sistemler, şirketler, iş dünyası temsil kuruluşları, lobiler, sivil toplum, ihaleler, krediler, tedarik zincirleri, iflaslar, borsalar, yerel yönetimler… Ekonominin matematiksel çerçevesi ötesinde, siyaset, teknoloji, sosyal psikoloji, güvenlik sorunları, askeri çatışmalar, çevre sorunları gibi alanlarda manyetik dalgalar birbirine karışan bir sarmal oluşturuyor. fiirket, kamu veya bireysel yaşam yönetimimizde eşzamanlı veya vadeli olarak her olayın etkileri çoğalıyor. Günlük ekonomik yaşamımız bu galaksinin içinde bir yörüngede ilerliyor.

BUSINESSEUROPE
Bu diyalektik karşılıklı etkileşim içinde Avrupa ekonomisi ve iş dünyasının ortak çıkarlarını tanımlayarak bu ekonomiye yön vermeye çalışan BUSINESSEUROPE da Türkiye açısından daha fazla dikkat gerektiriyor.
BUSINESSEUROPE, Avrupa Özel Sektör Konfederasyonu olarak AB üyesi ve aday ülkelerden özel sektör temsil kuruluşlarını bünyesinde topluyor. Avrupa iş dünyasının ortak sesi olarak AB kurumları ve hükümetleri tarafından resmen Avrupa özel sektörünün temsil kuruluşu olarak tanınıyor. Uzman komiteleri, ihtisas komisyonları ve en üst düzey siyasal ve ekonomik girişimleriyle BUSINESSEUROPE AB siyaset oluşturma ve karar alma sürecinin temel direklerinden biri. Türkiye’den TÜSİAD ve TİSK BUSINESSEUROPE’un tam üyesi. Bu çalışmalara katılarak ulaştığımız her bilgiyi paylaşmamız mümkün olmasa da, birçok açıdan Avrupa iş dünyası gündemini Türkiye kamuoyunun dikkatine sunmakta yarar görüyoruz.
BUSINESSEUROPE’a göre, TTIP anlaşmasında kobiler ve iş dünyasının geneline olan faydaları listesi “gümrük vergilerinin kaldırılması ve işlemlerinin kolaylaştırılması” ile başlıyor. Dünyanın en önemli iki ticari partneri olan AB ile ABD arasında bu sorunun çözümü şirket dünyası için hala heyecanla beklenen bir gelişme. Buna ek olarak tarife dışı engellerin azaltılması, hizmetler alanında ticaretin serbestleştirilmesi, kamu ihaleleri konusunda engellerin azaltılması, standartların uyumu ve fikri mülkiyet hakları ile öncelikler listesi tamamlanıyor.

Transatlantik ekonomi
Avrupa Birliği’ndeki ABD yatırımları, Asya’dakilerden üç katı fazla. Belçika gibi küçük bir Avrupa ülkesinde bile Çin’deki daha fazla ABD yatırımı var. Aynı şekilde, ABD’deki AB yatırımları da muazzam: Çin ve Hindistan’daki AB yatırımlarının sekiz katı. Bu yatırımların toplamı 3.3 trilyon dolar. İki taraf arasındaki yıllık 5 trilyon dolarlık ticaretin de üçte biri şirket içi transferler. Bu ticaret ortaklığının yüzde 98’sinde önemli bir ihtilaf yok. Ayrıca Transatlantik ekonomik alan onbeş milyonu aşkın istihdamın da sorumlusu. Bu verilerin küresel izdüşümü ise konunun önemini daha da iyi vurguluyor. Dünya ekonomisi ölçeğinde, ABD artı AB eşittir:
- Küresel toplam GSİH’nin yaklaşık yarısı, ticaretinin üçte biri
- Araştırma-geliştirmenin yüzde 58’si
- Yılda 120 miyar dolar ile kalkınmakta olan ülkelere en önemli yardım kaynağı.
Dünyanın diğer ülkeleri bu derin ortaklıktan doğrudan etkileniyor. Hemen hemen tüm ülkelerin en önemli ticaret veya yatırım ortağı ya AB, ya da ABD. Bu nedenle uluslararası ticaret kuralları ve standartları esas olarak Washington-Brüksel ekseninde belirleniyor. Bu ortaklığı daha ileriye taşıyacak olan TTIP, AB Komisyonu’nun yaptırttığı araştırmaya göre AB’ye yılda 120 milyar euro, ABD’ye de 100 milyar euro ek kazanç getirecek. Dünyanın geri kalanı içinde bu artan ticaret ve yatırımların artı kazancı 100 milyar euro olarak tahmin ediliyor.
Eşzamanlı olarak AB’nin Japonya, G.Kore, Kanada, Hindistan, Güney Amerika gibi farklı eksenlerde gelişen serbest ticaret anlaşmaları, ABD’nin Çin dışında kalan bölge ülkeleri ile Transa Pasifik Ortaklık anlaşması müzakerelerinin hızlanması, Dünya Ticaret Örgütü ve G20 gibi farklı ekonomik enerji kaynaklarının birbirleriyle etkileşimleri karmaşık bir kozmos oluşturuyor.

Türkiye için önemi
TTIP anlaşması -ayrıntılı bir metin ile veya olabildiği kadarı ile- yakın bir gelecekte zorlu siyasal onay süreçlerinde geçerek yürürlüğe girebilir. Zaten AB ile ABD arasında 1990’lı yıllarda beri devem eden bir Transatlantik Ortaklık süreci söz konusu. Birçok alanda tarife indirimlerinden mevzuat uyumuna kat edilmiş uzun bir yol var geride. O zamanlardan, 1990’lardan beri bu konunun Türkiye için önem ve etkisinin dikkate alınmasını savunuyoruz. Sonunda, çok geç olarak Türkiye konuya vakıf oldu. ABD ile serbest ticaret anlaşması için girişimler var. Bu olabilir ama asıl önemli olan Türkiye’nin uluslararası marka değeridir: Ticaret ve yatırım konularındaki ulusal çıkarları adına oluşmakta olan Transatlantik ekonominin içinde yer almasıdır.

Bu konu çok boyutlu:
1 - İkili ticaret: AB, ABD ve bu ülkelerin üçüncü ülke ortakları ile Türkiye arasındaki ticaretin sektörel etkileri Türkiye açısından olumsuzluklar içeriyor. Türkiye AB ile gümrük birliği uyarınca AB’nin dış ticaret politikasına uyumlu olmak zorunda. Ayrıca AB ile ekonomik mevzuat uyumunda da ileri bir noktada. Bu açıdan Meksika ve Kanada’nın ABD ile NAFTA ortaklığına simetrik bir durum söz konusu değil.

2 - Dünya ticareti: TTIP ve TPP (Trans Pasifik Anlaşma) ikili ticaret eksenlerini gelişirken, DTÖ nezdindeki çok taraflı süreci bir süre geri plana düşecektir. Bu iki anlaşma ile artık dünya ticaret ve yatırım standartları daha hızlı gelişebilir. Bunun Türkiye’nin uluslararası ekonomideki konumuna yansımaları önemli.

3 - Türkiye’nin ekonomik çekim gücü, marka değeri TTIP’in bir şekilde içinde yer almasından olumlu etkilenir:
- Uzun vadeli ihracat bağlantıları ve kar payı
Yabancı sermaye yatırımları için istikrar ve çekim gücü
- fiirketlerin uluslararası finansa erişim kolaylığı
- Borsa İstanbul’un uluslararası çekim gücü
- Turizm sektöründe ürün olarak markası, pazarlama gücü, fiyatlandırma payları
- Uluslararası şirketlerin teknoloji ağırlıklı üretim ve ar-ge birimleri için ülke seçimlerinde avantaj
- Vize kolaylığı
- Olimpiyatları ve Expo gibi uluslararası girişimler.

TTIP
Bunun için mevcut müzakerelerde AB tarafında gözlemci olmak bir ilk adım. En önemlisi ise, son anlaşma metninde TTIP’in Türkiye, Norveç ve İsviçre gibi Avrupa tek pazarına ileri derecede entegre ülkelere açık olmasını sağlayan bir madde yer almasıdır. Bu yönde bir siyasi irade de Brüksel tarafından şimdiden ilan edilmelidir.
Denklemler karışık fakat AB kurumları ve hükümetlerine bu yönde bir talep bizzat kendi özel sektöründen yapılıyor. BUSINESSEUROPE resmi tutum belgesinde Türkiye’nin Transatlantik iş dünyasının ortak çıkarları için önemli bir fırsat niteliği taşıdığı belirtiliyor. 1996’dan beri AB ile Gümrük Birliği içinde olan Türkiye’nin Transatlantik ekonominin bir parçası olduğu vurgulanırken, Gümrük birliğinin yasalar ve dış ticaret politikasında da uyum getirdiğinin altı çiziliyor. ABD’nin de resmi olarak desteklediği AB’ye katılım süreci sayesinde AB tek pazarı ile uyumunun yüksek derecede bulunduğu belirtiliyor. Hızla büyüyen girişimci bir Avrupa ekonomisi olan Türkiye’nin Transatlantik Serbest Ticaret ve Yatırım Ortaklığı’na katılımının Atlantik’in her iki tarafında bulunan iş dünyasına katma değer sağlayacağı vurgulanıyor.
Avrupa özel sektörü Türkiye’yi TTIP’e dâhil olması için destekliyor. Kuantum boyutunun ötesinde önemli bir güç kaynağı bu tutum. Türkiye AB ile müzakerelerde Avrupa iş dünyası kaynaklı bu gücü siyasal enerjiye dönüştürmeyi başarmalı.