STEVE H. HANKE Steve H. HANKE
Johns Hopkins Üniversitesi Uygulamalı Ekonomi Profesörü & Forbes Dergisi Köşe Yazarı
Para: Bulgaristan, Bosna ve Türkiye
 
1997’de, Bulgaristan ve daha çok Bosna adıyla bilinen Bosna Hersek sırasıyla 1 Haziran ve 11 Ağustos’ta para kurulu sistemine geçtiler. Para kurulu sisteminde yetkili bir para kurumu sabit bir oranla bir çıpa para birimiyle serbestçe değiştirilebilen bir yerel para birimi çıkartır. Yerel para birimine güven oluşur, çünkü para kurumu çıkardığı yerel paranın tam karşılığı kadar döviz rezervi tutmak zorundadır.

Hem Bulgaristan hem Bosna para kurulu sistemine geçmeden önce kötü durumdaydılar. Bulgaristan uluslar arası borçlarını ödeyemiyordu, 1996 sonlarında bir devrimden ucu ucuna kurtulmuştu ve görünüşe göre banka sisteminin tamamen çökmesine ve ekonomisinin serbest düşüşe geçmesine neden olan hiperenflasyonla (aylık enflasyon % 50’nin üzerindeydi) mücadele ediyordu. Bu arada hiperenflasyonun az rastlanılan bir şey olduğunu da belirtmek gerekir. Tarih boyunca yalnızca 30 hiperenflasyon vakasıyla karşılaşılmıştır ve Bulgaristan’ın 1997’deki hiperenflasyonu yirminci yüzyılın son hiperenflasyonu ve Zimbabwe’de halen devam eden hiperenflasyon ise içinde bulunduğumuz yüzyılın ilk hiperenflasyonu olarak tarihe geçmiştir.

Bağımsızlığını yeni kazanan Bosna Hersek ise nüfus yapısını bozan ve insanların yerinden olmasına, konut stoğunun % 18’inin yıkılmasına ve % 60’ının hasar görmesine ve topraklarının büyük bir bölümünün kara mayınları ile kaplanmasına neden olan kanlı bir iç savaştan yeni çıkmıştı. 1990’daki seviyesinin yaklaşık % 20’sine kadar inenekonomisi ayakta durmaya çalışıyordu. Piyasada dolaşan Alman markı dışındaki 3 para birimi –Bosna Hersek dinarı, Hırvat kunası ve Yugoslav dinarı- istikrarsızdı veya çok istikrarsızdı.

Bulgaristan ve Bosna’da para reformlarının hazırlanmasına ve uygulanmasında bir rol oynama fırsatım oldu. 1991’de Kurt SCHULER ile birlikte Teeth for the Bulgarian Lev: A Currency Board Solution (Bulgar Levasına Güç Kazandırmak: Bir Para Kurulu Çözümü) adlı monografiyi kaleme aldık. Bu monografi yayınladıktan sonra, devlet yetkililerine ve halka para kurulu fikrini tanıtmak için Sofya’yı ziyaret ettim. Özellikle, Ocak 1991’den Ocak 1996’ya kadar Bulgar Milli Bankasının Guvernörlüğünü yapan Todor VULÇEV ile yıllar içinde yaptığım görüşmeleri hatırlıyorum. Önerimi ciddiyetle inceledi ve anladı. Gerçekten de, görüşmelerimiz boyunca danışman desteği istemedi. İlk toplantımızdan son toplantımıza kadar VULÇEV’in pozisyonu hep aynı kaldı; kontrol tamamen Bulgar Milli Bankasındaki bizde ve kontrolün elimizden çıkacağı bir senaryo tasavvur edemiyoruz. Bunun sonucu olarak, para kurulu kurallarına ihtiyacımız yok.

Bu sonuçlar resmi çevrelerde 1996 sonlarına kadar yankılandı. Ama hiperenflasyon ve ekonomik çöküş momentum kazandı e para kurulu fikrine karşı gösterilen resmi direnç kırılmaya başladı. Tamamen çökmesine neden olan şey de, kamuoyundaki keskin bir fikir değişikliği ve Sofya sokaklarındaki ayaklanma oldu.

Halk hükümete ve Bulgar Milli Bankasına tüm güvenini yitirmişti ve para kurulu fikrine sarılmıştı. Para kurulu fikrinin kazandığı halk desteğinin bir göstergesi olarak, Currency Boards for Developing Countries (Gelişmekte Olan Ülkeler İçin Para Kurulları) kitabımın Bulgarca’ya çevrildiğini ve 1997 başlarında Sofya’nın en çok satan kitaplar listesinin tepesine çıktığını hatırlatmak isterim.

Mart 1997’de Cumhurbaşkanı Petar STOYANOV beni ekonomi danışmanı olarak atadı. Acil görevim bir para kurulu yasası taslağı hazırlamak ve uygulanmasına yardımcı olmaktı. 1 Temmuz 1997’de Bulgaristan Bulgar Milli Bankasını yönetmek için bir para kurulu yasası çıkardı.

Bu olay, Nobel ödülü sahibi Milton FRIEDMAN’ın anılarında yazdığı bir sonucu doğrulayan yeni bir kanıt oluşturmaktadır:“Uzun süre insanların radikal öneriler olarak gördükleri şeyleri yaparken onları ikna ederek olayların akışını değiştirmediğimize inandım. Aslında, kriz anlarında bir şey yapılması gerektiğinde seçenekleri kullanılabilir kılarak etkide bulunuyoruz.”

Bosna’da para kurulu sistemi savaşı bitiren Dayton/Paris Antlaşması (Aralık 1995) tarafından sorunlu tutuldu.Yeni para kurulu sisteminin uygulanmasına yardımcı olmak için Aralık 1996’da Saraybosna’ya davet edildim. Ne yolculuktu ama, askeri nakliye uçuşları, zırhlı araçla, koruma görevlileri ve diğer yerel gariplikler.

Para kurulu sistemi kurulurken hem Bulgaristan’da hem Romanya’da başarılı bir para reformu için gerekli ön şartlar yerine getirilmediği için para kurulu sisteminin başarılı olamayacağı yönünde eleştiriler aldık. Bu ön şart kavramının savunucularının iddiasına göre bir para kurulu sağlam ekonomik temeller, yeterli rezervler, mali disiplin, güçlü ve iyi yönetilen bir mali sistem ve yasaların üstünlüğü olmaksızın başarılı olamaz.

Ön şartlar tartışması benim “% 95 yasası” olarak adlandırdığım şeyin içinde kalmaktadır; ekonomi hakkında yazılan şeylerin yüzde doksan beşi yanlış veya ilgisizdir. Sadece Tablo 1 ve 2’ye bakın. Son on yıl içinde, Bulgaristan ve Bosna sürekli olarak büyüdü, fiyatlar istikrar kazandı ve para kurulu sistemleri tarafından çıkarılan yerel paraya talep hızla arttı (bunu döviz rezervlerindeki artışla da anlayabiliriz).

2001’de Gelişmekte Olan Ülkeler İçin Para Kurulları El Kitabi yazmadan çok önce, Türkiye’nin Bulgaristan ve Bosna’da izlenen sağlam para yolunu izlemiş olması durumunda bugün daha iyi bir durumda olacağı benim için açıktı. Tablo 3’teki olgular bu sonucu desteklemektedir.

  Democracy or Liberty?: The Middle East and North Africa
  The Dance of the Dollar
  The curse of government failure
  The Dead Hand of Exchange Controls
  The Great Dissemblers
  The Baltics, Bulgaria and Greece
  Booms and Busts
  Hu versus Sarkozy
  The Misery Index: A Reality Check
  China’s Cards
  Greenspan’s Fairy Tales
  From John Law to John Maynard Keynes
  A great depression?
  The law of the ratchet
  On Oil Prices
  Rice markets and government failure
  A private infrastructure solution
  The dollar and U.S. inflation
  China’s Currency
  Money: Bulgaria, Bosnia and Turkey
  Reflections on Reagan the Intellectual
  The World’s Greatest Unreported Hyperinflation
  The Fed’s Zigs and Zags
  On Democracy