İĞNE Bedii OKYAY
Reel sektör krizi
 
Dünya da kredi krizi olarak başlayan ve bankaları derinden etkileyen kriz daha sonra reel kesimi etkisi altına almasına rağmen ülkemizde, 2001’den sonra alınan tedbirlerin de yardımı ile, bankalarımızı fazla etkilememiş görünüyor. Buna mukabil bizim yaşadığımız ama nedense göz ardı etmeye çalıştığımız reel sektör krizi tsunami gibi önce dip dalga şeklinde gelişmekte giderek su yüzüne çıktığında ise yıkıcı etkisi onarılmazbiçimde ülke ekonomimize hasar verecek nitelikte. Türkiye ekonomisini borsa-döviz-faiz üçgeninde değerlendirenler için borsanın dip yapıp yükselmesi veya döviz fiyatlarının makul düzeylerde kalmış olması ülkenin krizden fazlaca etkilenmediğinin göstergesi olabilir ama sanal değil yaşayan ekonominin içinde olanlar için tablo hiçte öyle değil.
Mevcut milyonlarca işsize ilave olarak birbiri ardına kapanan veya işlerine ara veren işletmelerden çıkarılan, aylarca maaşlarını alamayan, düşük ücretle çalışmaya razı olan, SGK primleri yatırılamayan binlerce insanımızınsesleri yeteri kadar duyulmadığı için yaşayan ekonominin derdi iktisadi hayatımız hakkında ahkam kesen kanaat önderlerini fazlaca germiyor.
Türkiye de işsizliğin vardığı boyutları görmek için TÜİK verileri yerine mesai saatlerinde belirli caddelerde boş gezen çalışma çağındaki insan yığınlarını gözlemek yeterlidir.
İşletmeleri durmuş veya kör topal yaşamaya çalışan işverenler ise borçlarını ödeyemez alacaklarını ise tahsil edemez halde her geçen gün bir önceki günü arar,mevcutlarını yok pahasına elden çıkarma savaşı verir haldeler.O işverenler ki bu ülkede akla gelmeyecek engel ve zorluklara rağmen işlerini kurmuş kendine, ailesine, çalışanlarınave iş çevresine aş ve iş ülkesine katma değer yaratmış insanlardır. Yine o işverenler takdir beklerken sendika gözünde işçi düşmanı, maliye gözünde vergi şüphelisi, bürokrasi önünde sağmal inek olarak görülmüş itilmiş, kakılmış ve şimdilerde de dertleri ile baş başa bırakılmışlardır.
Küçük ya da büyük, işletme sahiplerinin çoğu bu gün varlıklarını satarak işçilerinin maaş ve tazminatlarını, piyasa, SGK ve vergi borçlarını ödeme peşindeler. Krizin etkilemediği devletten maaş alan ayrıcalıklılar yerine onlar tüm çabalarına rağmen vergi ve prim borçlarını ödeyemezlerse bu güne kadar edindikleri tüm varlıklarına vergi idaresi veya sosyal güvenlik kuruluşunca el konulacağı,yurt dışına çıkış özgürlüklerinin ellerinden alınacağı bilinci ileuykusuz geçen gecelerini saymakla meşguller.
Bu kriz ne yazık ki reel sektörü teğet geçmiyor.