Armağan ÖNER TÜGİAD Çukurova Yönetim Kurulu Başkanı

TÜGİAD Çukurova Özel Dosyası
 
Tügiad Çukurova Toprağına Can Verdi

Girişimcilik kültürünü yaygınlaştırmak için 25. yılında Türkiye’deki her girişimciye ulaşmayı hedefleyen TÜGİAD Bu amaçla Çukurova şubesini açtı. Mersin, Adana, Hatay illerini kapsayan örgütlenme çalışmasının baş mimarı Mersin’li işadamı Armağan ÖNER oldu. Çukurovalı iş adamlarını bir araya getirerek büyük bir sinerji yaratan Armağan ÖNER, projelerini Elegans Dergisi’ne anlattı. TÜGİAD Ankara ve Bursa Şubelerinin ardından ‘bölgeye odaklı’ bir modelle Mersin, Adana, Hatay illerini kapsayacak Çukurova Şubesi’nin Başkanı olarak göreve başlayan ÖNER, bölgedeki dev iş potansiyelinin değerlendirilmesi ve bu girişimin Türkiye ekonomisini Ortadoğu’da önemli bir güç haline getirmesi için canla başla çalışıyor.
TÜGİAD Çukurova Şubesi’nin çiçeği burnunda başkanı ÖNER ile Anadolu ve İstanbul sermayesinin Türkiye ekonomisi için güç birliği yaptığı projelerini, TÜGİAD’ın Anadolu’ya yayılan örgütlenmesini ve ÖNER’in işadamı kimliği dışında Çukurova’daki hay
 
TÜGİAD GENEL MERKEZİ TARAFINDAN TÜGİAD ÇUKUROVA ŞUBESİ KURUCU BAŞKANLIĞI GÖREVİNE GETİRİLDİNİZ. ÇUKUROVA BÖLGESİ’Nİ HEM TİCARİ, HEM DE TURİZM AÇISINDAN ÖNEMLİ BİR MERKEZ HALİNE GETİRME HEDEFİNİZ VAR. TÜGİAD İSTANBUL, BURSA VE ANKARA’DAN SONRA NEDEN ÇUKUROVA BÖLGESİNİ SEÇTİ?
TÜGİAD, derneğin şehir bazında örgütlenmek yerine bölge bazında örgütlenmesini tercih ediyor. TÜGİAD bünyesine Çukurova Bölgesi’nin dahil edilmesi, Çukurova’nın genç ve dinamik iş insanlarının TÜGİAD’da örgütlenmesi sevindirici bir gelişme. Ben de derneğin Çukurova Bölgesindeki sorumluluğunu taşımaktan büyük memnuniyet duyuyorum. 2011 yılı yatırım ve üretim yılı olacak.
Çukurova Bölgesi de çok önemli iş ve yatırım fırsatları barındıran bir bölge. Dış ticaret, sanayi, turizm, enerji, liman ve serbest bölge açısından Türkiye’nin avantajlı konumdaki bölgelerinden biri.
Araştırma enstitüleri, organize sanayi bölgeleri, büyük sanayi ve ticaret kuruluşları, teknoloji geliştirme bölgeleri, modern limanları ve serbest bölgesi ile hızla gelişiyor. Üstelik bu gelişim sadece Türkiye ile sınırlı değil, Çukurova Bölgesini Ortadoğu yakından tanıyor.
İhracatçı firmalarımız bölgede büyük yatırımlar gerçekleştiriyor. TÜGİAD Genel Merkezi, Çukurova’daki bu değişimi fark etti. TÜGİAD gibi güçlü bir yapı, güçlü bölgelerde örgütlenmeyi tercih ediyor ve öncelik veriyor. Çukurova’nın gerçek iş potansiyelini ortaya koymak için TÜGİAD olarak önemli çalışmalara imza atacağız. TÜGİAD’ın Çukurova’da çok önemli bir sivil toplum kuruluşu olması için büyük çaba sarf edeceğiz.

TÜGİAD PROJELERİ, GELİŞTİRDİĞİ KALKINMA MODELLERİ VE SON BİRKAÇ YILDA GİRİŞİMCİLİĞE VERDİĞİ BÜYÜK DESTEKLE ETKİNLİĞİNİ GİDEREK DAHA DA ARTIRIYOR. BU DURUM SİYASET DÜNYASININ DA DİKKATİNİ ÇEKİYOR.
TÜGİAD’LI BİR İŞADAMI OLARAK TÜGİAD’IN ÖNÜMÜZDEKİ 10 YILDA VİZYONUNU NASIL GÖRÜYORSUNUZ?

TÜGİAD Çukurova Şubesi’nin açılışını Sayın Zafer ÇAĞLAYAN yapmıştı. Bu, devletin de TÜGİAD’ın projelerine ve örgütlenmesine verdiği desteği gösteriyor. TÜGİAD Ankara Şubesi de siyaset dünyasına taleplerini iletmekte ve temsilciliğimizi yapmakta oldukça başarılı.
TÜGİAD 25 yıldır çatışma değil uzlaşıdan yana bir tavır sergiliyor. Bu konuda iş dünyasının beklentilerini, ekonomiye yönelik çözüm önerilerini hükümetle rahatlıkla paylaşabilen ve görüşleri dikkate alınan bir örgüt olmaktan son derece memnunuz. Çukurovalı işadamları olarak Türkiye’nin ekonomik potansiyelinin önemli bir kısmını oluşturuyoruz. Ekonomik, siyasi ve sosyal konularda ülkesi için duyarlılık gösteren TÜGİAD’ın gücüne güç katacağımızı düşünüyoruz. TÜGİAD, önümüzdeki 10 yılda bölgesel örgütlenme stratejisiyle Türkiye’deki tüm girişimcilere ulaşmayı hedefliyor. Anadolu sermayesi-İstanbul sermayesi gibi tartışmalara girmeye gerek yok çünkü biz Türkiye’nin genç işadamlarının oluşturduğu büyük bir aileyiz. TÜGİAD önümüzdeki dönemde girişimcilik ve kadın girişimci sayısını artırmaya odaklı bir sosyal sorumluluk anlayışını sahiplenecek.
Kadın girişimcilerimize daha çok fırsat verilmesi için Türkiye’nin her bölgesinde çalışmalarımızı artıracağız.

TÜGİAD GİBİ DERNEKLER, TÜRKİYE’DE GİRİŞİMCİLİĞE BÜYÜK KATKI SAĞLIYOR.
TÜGİAD’IN BU KONUDA GÜNDEMDE NE GİBİ PROJELERİ VAR?

Türkiye’de henüz sivil örgütlenme süreci istenilen güce ulaşmadı. 450 bin STK olması gereken Türkiye’de mevcut STK’ların yaklaşık yüzde 90’ı 10 ila 100 üyelidir. TÜGİAD örgütlenme konusunda yeni bir rol model olma yolunda ilerliyor. Türkiye’nin 2023 yılında dünyanın en önemli 10 ekonomisinden biri olma hedefini gerçekleştirecek sinerji TÜGİAD gibi etkin STK’ların projeleri etrafında şekilleniyor. TÜGİAD olarak girişimcilere Türkiye’de girişimci sayısının artmasının işsizlik dahil tüm makro politikalara en güçlü çözüm olduğunu düşünüyoruz.
Dernek politikası olarak birinci önceliğimiz girişimci sayısını artırmak. Türkiye’nin her bölgesinde farklı girişimci prototipleri ve bu girişimcilerin farklı ihtiyaçları var. TÜGİAD bu nedenle bölgesel örgütlenmelere yönelerek bu girişimcileri tanımak ve ihtiyaçlarını tespit etmeye odaklandı. Yapacağımız çalışmalar hükümete de iletiliyor. Finansmana erişim, vergi politikaları, rekabetçilik, hibe ve destek programları, finansal okuma yazma ve girişimcilik eğitimleri önümüzdeki dönemde dile getirdiğimiz konular olacak.

TÜGİAD ÜYESİ ÇUKUROVALI İŞADAMLARI OLARAK ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE HÜKÜMETTEN BEKLENTİLERİNİZ NELERDİR?
Siyasi istikrar beraberinde ekonomik istikrarı da getiriyor. Ekonomik istikrar Anadolu sermayesini güçlendirmiş durumda. Anadolu sermayesi önceden İstanbul’un egemenliği altındaydı, artık Anadolu’nun da yükselişini görebiliyoruz. Her geçen gün Anadolu’nun tüccarı, sanayicisi, esnafı, memlekette ekonomide söz sahibi oluyor.
Türkiye’de yaşanan ekonomik istikrarın Türkiye’de girişim ruhunu arttırıyor. Bugünden sonra siyasilerin ortak amacı Türkiye’nin en önemli sorunu olan işsizliğe çözüm bulmak olmalı. Siyasi ve ekonomik istikrarın devam etmesi, girişimciliğin yeni parladığı Türkiye’de ekonomik büyümeyi de hızlandıracaktır.

TÜGİAD ÇUKUROVA ŞUBE BAŞKANI KİMLİĞİNİZİN YANI SIRA ÇUKUROVA’DA DA SEVİLEN BİR İŞADAMISINIZ. ÖZELLİKLE İŞSİZLİĞE YÖNELİK ÇALIŞMALARINIZ BÖLGEYİ HAREKETLENDİRMİŞ DURUMDA. ÇALIŞMALARINIZDAN BAHSEDER MİSİNİZ?
Çukurova Bölgesi’nin Türkiye’nin gayrı safi milli hasılasının önemli bir bölümünü oluşturmasına rağmen Türkiye’nin toplam vergi gelirlerinin önemli bir kısmı Çukurova kentlerinden toplanıyor. Buna rağmen bütçeden aldığı pay çok düşük. Son yıllarda özellikle lojistik, turizm, inşaat ve tarımda önemli işlere imza atan işadamlarımız var. Son yıllarda nitelikli işgücü ve sayıları artan organize sanayi bölgeleri ile yatırımcıyı cezbediyoruz. Yapılacak yatırımları Çukurova bölgesine yönlendirmek için Çukurova’yı tanıtıcı çalışmalar yapıyoruz. Sanayi bölgelerinin planlanması ve kent sanayisine destek için girişimlerimizi sürdürüyoruz. Son dönemde Çukurova bölgesinde yaşanan canlılık, gençlerimizin umutlarını da artırıyor. Çukurova’nın önemini arttıracak önümüzdeki gelişmeler arasında Çukurova bölgesel havaalanı da var, bu havaalanı uluslararası olacak ve birçok şehrin ulaşımını kapsayacak; Ticaret veya turizm için geliş gidiş bölge insanı için kolaylaşacak. Turizm açısından çok çeşitli imkanlar sunan bir bölgeyiz. Bölgemizde özellikle Hatay ve Tarsus din turizmi için yeterince tanıtılabilirlerse cazibe merkezleri olmaya aday. Mersin’de Tarsus – Kazanlı arasında yapılacak turizm alanı da bölgeye renk getirecek, 7600 yatak kapasiteli bir yatırımdan söz ediyoruz, birçok otel, tatil koyu ve 2 tane golf tesisi yapılacak. Bu yatırımların istihdama getireceği artıları düşününce heyecanlanıyorum. Ayrıca turizm açısından pozitif bir gelişme de çevremizdeki ülkelerle vizelerin kalkıyor olması; Lübnan ve Suriye ile vizeler kalktığından beri bölgemizdeki oteller ve alışveriş merkezlerindeki canlılığı görebiliyoruz, aynı zamanda işadamlarının karşılıklı geliş gidişleri de çoğaldı, bunlar bölgemiz için çok önemli gelişmeler.
Tüm bunlarla beraber, 2013 Akdeniz oyunlarının Mersin’de yapılacak olması hem bölgenin tanıtımı açısından, hem de Mersin’de yapılacak olan birçok yeni spor tesisi yatırımlarından sonra turizme katkıda bulunacağı açısından önemli, Akdeniz oyunları bittikten sonra da bu tesisler uzun yıllar spor turizmi için kullanılabilecek, bunun örneğini Erzurum da görebiliyoruz. Mersin İdman Yurdu’nun 1.lige çıkışı bile turizm için pozitif bir etken.
Çukurova Bölgesi’nin birçok alanda sunacağı çok şey var, hepsini değerlendirmek için plan ve programlı hareket ediyoruz, bunun için kamu ile ortak çalışmalarımız da olacak.

TÜGİAD ÇUKUROVA OLARAK ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE SOSYAL SORUMLULUK PROJELERİ TAKVİMİNİZDE NELER VAR?
Çukurova bölgesi öncelikli olmak üzere TÜGİAD’ın diğer şubeleri ile birlikte işsizlik sorununa eğileceğiz. Üniversiteli gençlerimizle ortak projelerde firmalarımızı buluşturarak onların potansiyellerini AR-GE çalışmaları ile birleştirme düşüncemiz var.
Türk ekonomisine önümüzdeki 10 yılda genç liderler yetiştirme hedefimiz için seminerler, toplantılar ve saha çalışmaları yapacağız. Kadın girişimcilerin artırılmasına yönelik çalışmalarımız var.
TÜGİAD Çukurova Şubesi’nin kadın üyelerinin Çukurova bölgesi ziyaretleri olacak. Kadınlarımıza girişimcilik eğitimi ile ilgili bilgilendirme çalışmaları yapacaklar. Bununla ilgili bir de birim kurmayı düşünüyoruz. Çukurova Şubesi olarak bizim amacımız tüm Çukurova’yı kucaklamak.
Bölgemizde cereyan eden tüm gelişmelere ilgi gösteriyoruz. Örnek olarak Suriye’den gelen ve geçici olarak Hatay’a yerleştirilen sığınmacı kardeşlerimiz için de bir “yardım tırı” hazırladık ve kampların olduğu Hatay, Yayladağ mevkiindeki Kızılay yetkililerine ulaştırdık, elimizden geldiğince onların ihtiyaçlarına cevap vermeye çalıştık. Sayın Hatay Valisi Cemaletin LEKESİZ ile bu konuda toplantı yaptık ve gelişmeleri değerlendirdik. Çukurova’da ki tüm yeni gelişmeleri yakından takip ediyoruz.

BİZE FİRMANIZ OLAN ÖNER GRUP’LA İLGİLİ BİLGİ VERİR MİSİNİZ?
Grubumuzun temeli 52 yıl önce yapılan ilk narenciye ihracatı ile atılmış, yıllar içinde 3000 dönüm civarı narenciye bahçeleri tesis edilmiş, paketleme tesisi ve bakliyat depoları kurulmuş, doğan ihtiyaç nedeni ile frigo tır filosu kurulmuş ve zamanla diğer sektörlere yatırım yapılarak grup büyütülmüştür. Ben 1998 yılında babamın vefatından sonra grubun yönetimini devraldım ve bir re-organizasyona gittik, bazı sektörlerde büyüme kararı aldık ve bazılarından çıktık. Öncelikle tarımsal üretimimizi sulama sistemlerinden, koruma sistemlerine kadar modernize ettik, yurtdışından danışmanlar ile çalışıp mümkün olduğunca Türkiye’ye uygun yeni meyve türleri ekimleri yaptık, aynı zamanda tüm üretimimizi iyi tarım uygulamalarına uygun hale getirip Globalgap sertifikası aldık. Ortadoğu ve Körfez ülkelerinde biraz daha uygun fiyata ihracat yapabilmek icin Suriye’nin Lazkiye şehrinde bir paketleme tesisine ortak olduk, son 2 senedir Irak ihracatımızın çoğu oradan yapılıyor. Şu anda narenciye ihracatında hala aktif olan Türkiye’nin en eski şirketiyiz ve yurtdışında çok iyi bilinen ve tercih edilen markalarımız var. Bu seneye kadar yurtiçi bizim için çok cazip bir pazar olarak görünmüyordu ama artık Türkiye’deki iç pazarın giderek geliştiğini görüyoruz ve ona göre pozisyon alıyoruz, 2011 yılı içinde yurtiçi satışları için bir satış ve pazarlama ekibi kurulmuş olacak ve yeni bir marka oluşturulacak. Gelecek sene itibari ile süpermarketlerde yer almaya başlayacağımızı umuyorum.
Bizim grubumuz içinde tarımın yeri çok büyük ve işlerimizi daha da büyütüp artık global bir oyuncu olmayı hedefliyoruz. Bu nedenle Türkiye’de tarım yatırımları yapmak icin Bahreyn’li bir yatırım bankası ile ortaklık yaptık, birlikte tarım projeleri hazırlıyoruz ve uygulama yapıyoruz. İlk iki projemiz Türkiye’nin en büyük topraksız serasını kurmak ve 5000 dönümlük bir yeni yaz meyvesi üretim çiftliği kurmak. Tüm bu projelerin fizibiliteleri hazırlandı ve yurtdışından ortak olacak yatırımcılarla görüşmelere başlandı.

TARIM SEKTÖRÜNDE ÇOK ESKİDEN BERİ BULUNMAKTASINIZ. SON DÖNEMDE TÜRK TARIMININ DURUMUNU NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?
Ne yazık ki Türkiye de tarım hak ettiği yerde değil ve ne kadar destekleniyor gibi görülse de daha alacağımız çok yol var. Biz ilkokuldayken öğretilen Türkiye’nin kendi kendine yeten 7 ülkeden biri olduğu gerçeği zannediyorum artık geçerliliğini yitirdiği için ders kitaplarından çıkartılmıştır. Dünyada ki en önemli sorunlardan biri gıda güvenliğidir, yani bir ülkenin en azından kendi ihtiyacına yetecek kadar gıda üretebilmesidir. Ne yazık ki mercimeği Kanada’dan, eti Arjantin’den ithal eden bir ülke haline geldi Türkiye. Bir örnek vermek istiyorum, körfez ülkelerinin hemen hemen hepsi kendi üretemediklerini üretebilmek veya ürettirebilmek için Mısır, Yemen ve Türkiye gibi ülkelere yatırım yapma amacı ile geliyorlar, çünkü tüm gıda maddelerini ithal ediyorlar. Biz Türkiye olarak değil kendimize yetmeyi, komşu ülkelere de ihracat yapabilecek kadar üretimimizi arttırmayı hedeflemeliyiz, bu da doğru ve yerinde verilecek teşviklerle olur. Eskiden Çukurova’nın Beyaz Altın’ı olan pamuk geri gelmeli, üretim artmalı ki ithalata bağımlılığımız azalsın. Cari açık probleminden bahsederken kendi üretebildiğimiz malları neden yurtdışından ithal ettiğimizi düşünmemiz gerektiğini düşünüyorum. Günümüzde tarım, dünyasındaki gelişmeleri bilmeyen, yeterli teknolojiyi ve modern tarım tekniklerini kullanmayan çiftçiler için rantabl değil. Buradaki en büyük sorunlardan biri miras hukuku, her geçen gün miras yoluyla bölünen tarımsal alanlar fizibil üretim yapılamayacak kadar küçüldüğü için üreticiye para kazandırmıyor, gübre fiyatları ve mazot gibi girdi maliyetleri durmadan arttığı için üretim pahalılaşıyor. Neyse ki Türkiye’de ki bankalar tarımın önemini yeni yeni keşfetmeye başladı, modern tarım yapmak isteyen çiftçiler için artık yeni kaynaklar yaratılıyor, bu da gelecek için umut vaat ediyor.

TARIM DIŞINDA BASKA HANGİ SEKTÖRLERE YATIRIM YAPIYORSUNUZ?
En son yaptığımız yatırım bizim en çok dikkat ettiğimiz konuların birinde yapıldı, gıda güvenliği. Dünya genelinde özellikle son yıllarda önemi daha da artan ve gıda sektörü ile büyümeye başlayan tarım ve gıda laboratuvarları konusundaki yatırımımızı Türkiye çapında bir zincir yapmak istiyoruz. Türkiye’de analiz edilmediği sürece, tam olarak satın aldığımız gıdaların içeriğini bilemiyoruz. Ne yazık ki Rusya bile Türkiye’den ithal ettiği tüm gıda maddeleri icin analiz zorunluluğu koyarken biz aldığımız gıdaların içerisinde herhangi bir zehirli madde, bir ilaç kalıntısı var mı, sağlığımızı tehdit ediyor mu bilme şansımız yok. Şu anda Mersin’in en modern ve en kapsamlı gıda kontrol ve analiz laboratuarını kurduk, bu laboratuvar Türkiye’ye ithal edilecek olan tüm gıda maddelerini ve ihraç edilecek tüm tarımsal ürünleri; GDO, mikrobiyoloji, pestisit (kalıntı) açısından analiz edecek.
Madencilik konusu grubumuz için yeni sayılmasına rağmen hızla büyüyor, öncelikle mermer ihracatı ile girdiğimiz sektör, bizi farklı alanlara yatırım yapmaya itti. Şu anda işletmeye aldığımız bir krom ve bir demir cevheri sahamız var, yakında kendi üretimimizi ihraç etmeye başlayacağız. Sahip olduğumuz madenler için yurtdışından ortaklık teklifleri geliyor, yakında onları da değerlendirmeye alabiliriz. Mermer konusunda ise anlaşmalı ocaklarla çalışıyoruz ama istediğimiz evsafta ocak bulabilirsek almayı düşünüyoruz.
Depolama ve lojistik alanında, ki bu alanda da büyümek istiyoruz, halihazırda kiraladığımız 20 bin m2’lik gümrüksüz antrepomuz dışında, Mersin Limanı ve Serbest Bölgesine 500 metre uzaklıkta 77 bin m2’lik bir konteyner depolama sahası kuruyoruz, ilk 25 bin m2’lik alan hazırlandı ve kiralandı, devamı yapım aşamasında.
Bunlar dışında bir süredir ara verdiğimiz inşaat işimize geri dönmeye karar verdik, su anda ilgilendiğimiz iki tane konut projesi var, anlaşma sağlanırsa 2011 yılı bitmeden çalışmalara başlamak istiyoruz.

BİR İŞADAMI OLARAK YOĞUN BİR İŞ TEMPONUZ VAR. TİCARİ HAYATINIZ VE DERNEK ÇALIŞMALARINIZ ÖZEL HAYATINIZA YER BIRAKIYOR MU?br>İşlerimin yoğunluğu nedeni ile haftada 3 veya 4 gün Mersin’de olabiliyorum, devamı seyahatlerde geçiyor. Mümkün olduğunca işim bittiği an ilk uçakla ailemin yanına dönmeye çalışıyorum, özellikle hafta sonlarını ailemle geçirmeye özen gösteriyorum. Aile hayatınızı düzene koyamazsanız iş hayatınızda da başarısızlık kaçınılmaz olur.
Hareketli ve seyahat etmeyi gerektiren bir işim var. İş hayatı ile aile hayatını dengede tutmak zor ama zamanınızı planlarsanız hem iş hem de aile hayatını düzenli yürütebiliyorsunuz.

İŞ DIŞINDA NELER YAPIYORSUNUZ?
İş seyahatleri dışında eşim ve çocuklarımla seyahatlere çıkmayı seviyoruz, onlarla vakit geçirmek için bu iyi bir imkan. Kendime ait yarattığım zamanlarda spor yapmak en önemli önceliğim, düzenli olarak her gün yürüyüşlerim ve koşularım var. Bu aralar maraton koşmaya takmış durumdayım, ilk yarı maratonumu koştum, hedefte full maraton var. Bunun dışında Mersin’de olduğum cumartesi günleri yıllardır birlikte oynadığımız bir grupla basket maçlarımız var. Ayrıca en çok dalmayı ve tenis oynamayı severim. Bir yelken takımı kurduk, her sene 2 tane yelken yarışına katılıyoruz. Spor dışında ise yapmayı en çok sevdiğim şeylerin başında kitap okumak gelir, beni dinlendirdiği için ne kadar yorgun olursam olayım her gün kitap okumaya özen gösteririm.