MÜZİK YELPAZESİ Sezen Cumhur ÖNAL
Devlet Sanatçısı
Yıllardan Sonra Yine Dostum Frank Sinatra
 
Bir dostumu kaybettim değerli müzikseverler... 9 yıl geçti üstünden... Anıları, şarkıları hala dün gibi canlı ve taze... En zor, en kötü ve en mutlu olduğum zamanlarda o vardı... Yaz, kış demezdi, gece gündüz demezdi, gelirdi... O çok vefalı bir dosttu... “Bir gece iki yabancı birbirine bakıyordu Aşkı arayarak. İlk görüşte aşık olan iki yabancı Sonsuza kadar seveceklerdi birbirlerini...” dediğini duyardım. “Strangers in the Night” O, çok eski dostumdu... Yolda, sinemada, barda veya garda rastlardım ona. “Senin yanında kendimi çok genç hissediyorum. İlkbahar gelmiş sanki. Sen gülünce, mutlu oluyorum” derdi. “You Make Me Feel So Young” Anılarla tütsülenen akşamlarda, yüreklere seslenirdi eski günlerden, “Artık yarınları unutalım. Çünkü yarınlar hiç gelmez Şimdiki zamanı yaşayalım gönlümüzce” “Forget Domani” Yıllarca umut çiçekleri dağıttı... Duygularımı ve tutkularımı paylaştı. “Dilek havuzunda, üç umutlu aşığın, attığı üç para mutluluğu arıyor. Talih hangisine gülecek bilinmez” derdi o gençlik günlerinin sesiyle. “Strangers in the Night, You Make Me Feel So Young, Forget Domani ve Three Coins in the Fountain...” Dostumun kartvizitinden birkaç isim bunlar. Beş çizgili müzik evreninden dağılan ışıklar... O yalnız benim dostum değildi. Yedi iklim aşkı onun soluğunda yaşadı. Yeryüzünde o kadar çok dostu vardı ki... Tüm aşıklar onun dostlarıydı... Her gittiği yerde, her iklimde, onun için çarpan birçok yürek vardı. Yüzyılın sesi Frank SINATRA, işte böyle bir dünyayı bırakıp gitti. Acaba gerçekten gitti mi? Bana kalırsa, HAYIR, gitmedi. O altın hatıralarımızda yerini aldı. 1998 yılının Mayıs ayının 14 Perşembe gecesi Los Angeles’taki Cedars Haastanesi’nde hayata gözlerini yuman Frank SINATRA, artık hülyalarımızda. O günden bu yana anılarıyla hep aramızda. Ezgileri ve filmleri eski de olsa, şimdi daha kıymetli dinlenmekte ve seyredilmekte. Şimdilerde Tokyo’da, Paris’te, New York’ta anılmakta. “New York New York” “Geceleri hiç uyumayan bir şehirde uyanmak. Ve kendimi en tepede görmek istiyorum, New York New York. İşte küçük kasaba sıkıntılarım yavaş yavaş bitiyor. Ve sana geliyorum, yeni bir başlangıç yapmak için New York New York”

“New York New York” yüzlerce defa çalınmakta, binlerce defa satılmakta. Yıllardır arkasından bir tümce yankılanmakta. “Ah nerde Frankie Boy...” Radyo Günlerinde O’nun sesiyle kurduğumuz tek taraflı bir dostluğumuz vardı. Frank SINATRA zaten beni pek tanımazdı... Nereden bilecekti, dünyanın öteki ucunda, bir Türk radyosunda O’nu öve öve göklere çıkaran, zevkle, keyifle plaklarını çalan disc-jockey’i... Evet nereden bilecekti, eğer ben, yıllar önce Paris’te, emprezaryosu Jim MAHONEY’e SINATRA’ya olan hayranlığımı söylememiş olsaydım. Jim MAHONEY’e söylediğim birkaç göz kamaştıran cümleyi duyunca çok sevinmişti, gülmüştü, ağzı kulaklarına varmıştı. “Teşekkür ederim” dedi.

Radyo Günleri... 60’lı yılların Radyo Günleri... Radyolarda disc-jockey programlarında üç arkadaşız. Tüm Türkiye’de Batı müziği sevenler bizleri dinliyor. Aykut SPOREL, Jazz’a düşkün... Fecri EBCİOĞLU, Amerikan şarkılarına hayran... Ben de Akdeniz müziğine tutkun... İspanyol, Fransız, İtalyan ve Latin ezgileri sunuyorum “Plaklar Arasında” programında. Aramızda zevk yarışı var... Hangi türden daha güzel örnekler bulup sunacağız diye uğraşıyoruz. Bir gün farkettik ki, programlarımızda hepimizin, en çok plağını çaldığı şarkıcı: Frank SINATRA... Evet Frank SINATRA, bizi ve müzikseverleri yüreğinden yakalamıştı. Sesi çok özeldi, güzeldi, duyguluydu. Okyanusun ötesinden sesleniyor. O herkesin sevgilisi. Her şarkısını sunarken sözcüklerin manasını açıklamaya çalışıyorum. İnsanlar kendilerinden geçiyordu. Herkes tutkulu... “My Funny Valentine” “Benim şeker sevgilim. Tatlı komik sevgilim. Sayende tüm kalbimle gülüyorum. Kal küçük sevgilim kal. Her günbizim için aşıklar günüdür” Radyo milli eğlencemiz. Televizyon yok, diskotek yok... Radyolarda Frank SINATRA’yı“Her ezgisi bir sevda tablosu” gibi gönül ve göz kamaştıran sözcüklerle sunar, sonra da O’nu dinlerken, şarkıda kendimizden geçerdik. Dinleyici memnun, biz memnun... O günlerde genç Frank SINATRA’nın bir şarkısı gönüllerimizde solmuş rüzgarlar estirmişti: September of My Years... “Birgün çevrene bak... Vakit yaz... Ertesi gün çevrene baktığında Sonbahar gelmiş olacak...” Sonra da Jennifer JONES ile William HOLDEN’ın oynadıkları ağdalı bir aşk öyküsü “Love is a Many Splendored Thing”... “Aşk hayatın sebebidir. Aşk harikulade bir şeydir.

Altmışların kuşağı... Dünya romantiklerin... Romantiklerin başı Frank SINATRA... Ezgiler tutkuların doruklarında... Kadınlar da Ajda PEKKAN, Tülay GERMAN ve Gönül TURGUT genç isimler... Ayten ALPMAN, Rüçhan ÇAMAY, Ayferi ve Sevinç TEVS günün yıldızları...Hepsi de Frank SINATRA hayranı... Frank SINATRA şarkıları söylenirken Türkiye de Türkçe sözlü Batı müziği modasını başlattık. Benbir de isim buldum: Aranjman Modası... Yabancı bestelere Türkçe sözler yazıyoruz... İki kişiyiz... Ben ve rahmetli Fecri EBCİOĞLU... Kimisi kızdı, karşı çıktı, kimisi alkışladı. Fecri EBCİOĞLU, baktı ki Frank SINATRA şarkıları çok seviliyor, bir SINATRA şarkısını alıp, Türkçe sözler yazdı: “İki Yabancı” “Gece karanlık, eller birleşmiş. Gece karanlık, kalpler sözleşmiş. İki yabancı tanışmışlar böyle” Ajda PEKKAN bu şarkıyı öylesine güzel okudu ki... Şarkı herkesin dilinde... Genç yönetmen Türker İNANOĞLU da, şarkıyı filmde kullandı. İki Yabancı modası Türkiye’yi sardı... Frank SINATRA’nın haberi yok ama, Ajda’yı dinleyen herkes Frank SINATRA’nın kulaklarını çınlatıyor... Başta sevgili dostum Türker İNANOĞLU... Tabii ki erkeklerde İlham GENCER, hepsinin ustası, öncüsü, Frank SINATRA şarkıları söylüyor... Tabii “İki Yabancı” da var. Tanju OKAN, Ertan ANAPA, Alpay, Berkant, Özdemir ERDOĞAN, Mehmet TANERİ ve Şevket UĞURLUER... Hepsi, evet hepsi Frank SINATRA şarkıları söylüyorlar. radyo ortamında, SINATRA’nın şarkıları hayatımızdan bir parça oldu. Fecri yazar da ben durur muyum? Yarışıyoruz... ben de yazdım... Ertan ANAPA okudu, Tanju OKAN okudu... Bu moda okyanusu aşıp, Avrupa’ya sıçramış. Bizim radyolar İki Yabancı ile çınlarken, aynı şarkı Fransa’da Ricardo’nun sesinde, “Etrangers Dans La Nuit” oldu. Tam o sırada, benim tavsiyemle Tanju OKAN’a Fransa yolu göründü. Leo MISSIR İstanbul’da dinlediği Tanju OKAN’ı Paris’e davet etti. Türk dostuydu ve OKAN’ın sesini beğenmişti. Tanju bu fırsatı kaçırmadı. Fransa’ya gitti ama şarapları da ihmal etmedi. Paris’te, Seine kıyılarındaki meyhanelerden, vakit bulunca Fransızlar’a, Fransızca bir Frank SINATRA şarkısı armağan etti. “Shadows of Your Smile”, Tanju’nun sesinde “Ton Sourire” oldu. Sevgili Frank SINATRA. Beş çizgili evrende, bir dünya markasıydı. Benim dostumum sesinde Radyo Günlerinin büyüsü vardı. Şarkılarında, sözlerini yazdığı bir tek şarkı olan “I am a Fool to Want You”radyolarda, programlarımızda en fazla istek alan parçalardandı. “Seni sevmekle ben bir deliyim. Gerçekleşmeyecek bir aşkı istemekle, Ben bir deliyim Fakat hayattaki tek gerçek aşk bu.

İşte benim dostum, böylesine duygulu bir insandı. Yüreği duygu yumağı insanlara seslenirdi.... Bir de O’nun bir diğer yüzü olduğunu söyleyenler var... O’nu suçlayanlar, kötü sözleri ona yakıştıranlar var... Bildiğim kadarıyla bu kristal kürenin diğer yarısında kara bulutlar kaplı... Karanlık adam, mafyanın gizli adamı, yer altı dünyasının sırdaşı, yandaşı gibi sözler duyuldu yıllarca. İnanması güç, ama bu söylentiler arasında, bir gazeteci bunları araştırıyor ve yazıyor... Adı Kitty KELLY... Kitabın adı: His Way... Kitap, yayımlandığı zaman Amerika’da büyük yankılar uyandırmıştı. Bu suçlamaları dostum Frank SINATRA asla kabul etmedi. Onun yaşam öyküsünde o dönemin soluğu vardı. İyisiyle kötüsüyle yaşama karşı yaptığı bir savaş vardı Frank SINATRA’nın. Zirveye çıkmak kolay olmamıştı. Gerçek adı Francis Albert SINATRA olan sanatçının hikayesi 1915 yılında, New Jersey’deki İtalyan mahallesi Hobakan’da başladı. New Jersey, o zamanlar İrlandalı gangster