SİVRİ SİNEK SAZ Av. Talat METE
Değişim süreci hikayeleri...
 
Hergün, gazete ve televizyonlardaki reklamlarda veya gezerek gördüklerimizle, konut üretiminde ve yeni yaşam ortamlarındaki, baş döndürücü hızlı değişimin nasıl oluştuğunu merak etmişizdir şüphesiz.
Müthiş albenisi, üç boyutlu mimari görüntüleri ve çeşitli seçenekleri ile konuta bakışı değiştiren bu durum, hem konut alıcılarının, hem de konut üreticilerinin düşüncelerini değiştirmiştir.
Bu nedenle, çarpık gelişerek yaşanmaz hale gelen büyük kentlerimizde, özellikle İstanbul’da “kentsel dönüşüm projesi” uygulama zorunluluğu doğmuştur. Daha dün diyebileceğimiz kısa süredeki bu değişimin öncesini, bir hikaye ile anlatalım ve nereden nereye, sonucunu yine size bırakalım.

“Doğruluk inşaat”
Her gün yaptığı işin başındaydı Temel. Zaten, köyde yapılacak başka bir iş de yoktu. Kahvede arkadaşlarıyla pişpirik oynuyordu. Aslında herkes, köyün kahvesinde,ya pişpirik oynar, ya da okey çevirirdi. Sadece yaşlı birkaç kişi, bugün unutulmaya yüz tutmuş domino oynuyordu.
Rakibinden piştiyi yiyince, birden düşüncelerinden sıyrıldı. Kafasında şimşek çaktı adeta. Aniden karar verdi içinden Temel. “İstanbul’a gitmeliyim.” Daha çok para kazanmalıyım. Köydeki arazisi küçüktü. Bu küçük tarladan elde ettiği, yaş çay yaprağı geliri yeterli değildi. Geçen ay doğan altıncı çocuğuyla da ailesi epeyce kalabalıklaşmıştı. “Köydeki yaşamı terk edip, İstanbul’da inşaatlarda çalışır, çay toplama işini de, karısı ve büyük çocukları idare ederdi.” Bu düşüncelerle, pişti oyunundan yenik kalktı. Evin yoluna koyulurken, aynı zamanda, düşüncesinin boyutları da genişliyordu.
“Köydeki yakını Dursun öyle yapmamış mıydı? Üç yıl önce, inşaatlarda çalışmak üzere köyden ayrılmamış mıydı? Dursun’u bulurum. Bağa yardim eder.” Diye düşünerek evin önüne geldi. Bu düşüncelerle girdiği evinde, hemen kendisine küçük bir bavul hazırlamaya koyuldu. Karısı Fadime’nin sorularına hiç aldırış dahi etmeden, “gurbete cideyirum” dedi sadece.
Dursun’un yakınlarından aldığı adresle, sorup soruşturup, İstanbul, Küçükmustafa Paşa’da 6 katlı, kabası bitmiş bir inşaatın önünde buldu kendini Temel. İnşaatın önündeki, derme çatla tahta perdede asılı, boya fırçasıyla eğri büğrü yazılmış, tozdan güç bela okunan tabelayı gördü.

“Satluk karoliferli- suli taireler.
Doğruluk inşaat”

Önce pek bir şey anlamadı. “Her halde isim benzerliğidir” diye düşündü. Sokağa dökülüp saçılmış kumları kürekle toplamaya çalışan amelenin yanına yanaştı Temel.
- Pizum Tursun ha buriya mi çalişiyi? Hemşerum.
- Yağnış geldin gardaş, Dursun deye çalışan yoh burda.
- Ha bu adresu verduler, bağa
Amele, adresi evirdi çevirdi. Toz topraktan gerçek rengi seçilemeyen saçlarını karıştırdı. Zorlukla yazıyı söktü.
- Adres bura olmaya bura ama, burda Dursun deye çalışan biri yoh.
- Yani Tursun Toğruluk, ha buriya çalişmayi. Oyle mi?
Amele, Dursun Doğruluk adını duyar duymaz, esas duruşa geçip, kendine çeki düzen verdi.
- Deseğe gardaşım. Seng patroğu arıyong. Gel hele.
Amele, Temel’i peşine taktı. Zemin kattaki, bir bölümü tuğla, bir bölümü tahta ile kapatılıp, oda haline getirilen bölmeyi işaret etti. Temel biraz şaşkın biraz da merakla, “ ha bi yanlişluk oldi ama, hayirlisi” deyip, besmele çekip kapıyı açtı.
- Pen Tursun’i… diyebildi ancak. Dursun karşısındakini görür görmez.
- Ula Temel… diye bağırdı.
Kalktı Temel’e sarıldı. Temel bu durum karşısında hayli şaşkındı. Durumu kavramakta zorlandı. Ancak, bir yanlışlık da yoktu. Gözü, Dursun’un sağ kulak memesine takıldı. Kulak Dursun’undu, çocukluğunda yaptıkları kavganın izi hala aynı yerindeydi. Kulak memesinin ucundaki küçük ısırık kopuğu aynenduruyordu. fiaşkınlığını atlatınca;
- Ula Tursun olduğun belli. Ama ha bu halun ne dur? Ya anlat bağa, yoksa patlayacağum.
- Ne anlatayim. Her şey corduğun cibi.
Odada bir an sessizlik oldu. Dursun, köyde başından yaz - kış hiç çıkarmadığı kukuletayı atmış, kasket giyiyor, kocaman bir masada oturuyordu. Masanın üstünde bir sürü yazılı çizili kağıtlar, projeler vardı. Duvarda, üzerinde besmele yazılı, yemyeşil bir tablo asılıydı. Odanın her tarafında, çini örnekleri, çivi kutuları, boya kutuları duruyordu. Sessizliği yine Temel bozdu.
- Haçan uç sene evvel, mala elune çiktun çoyden.
- Evet Temel kardaşum, haklısın. Köyden ayrulurken elumde bi mala, bi de tarlanın satışindan alduğum para vardi. Bir süre bizim Mehmet kalfanın yanında inşaatlarda çaliştum.
- Eee
- Gayet basit. Kafani kullanacaksun. Bir de iyi yer duşureceksun.
- Nasil yani.
- Bak dinle. Haa… ne içersun. Oğlum Çemal çayi demledun mi?
- Ne deyırdum. İyi yer duşureceksun. Kat karşuluğunda inşaat alacaksun.
- O da ne dur da?
- Yani, eski yikuk, virane bir evun sahibi ile, yeni taire karşuluğu anlaşacaksun. Noterden, tapidan muameleyi yapıp, yikuk, viran evi taire karşuluğu aldun mi?
- Aldum say oni.
- Tamam işi bitmiş say.
- Ula nasil da?
- Muameleleri bitirince, eski evi yıkmaya başlarsun. Enkazi satarsun. Sonra tabelani asarsun. Temeli kazmaya başlarsun. Müşteriler gelmeye başlar. İçlerinden en fazla peşin para verebilecek, yeni emekli olanı seçersun. Plan üzerinden birinci taireyi, bir sene sonra teslim etmek üzere, habole tosya kağıdina sözleşme yazarsun. Tamam mi?
- Tamam da. Sonra.
- İlk sattuğun müşteriden alduğun para ile inşaatı ilerletursun. Bu arada, başka müşteriler gelur. Gelenlerden, peşin para verebilecek olana, meydana çıkmaya başlayan, sattığın ilk taireyi, yine tosya kağıdina yazduğun sözleşmeyle tekrar satarsun. Bu arada, plan üzerinden ikinci taireyi da satarsun.
- Ne ettun ula Tursun, birinci taireyi içi çere sattun.
- Dur hele lafumi kesma. Efendum, alduğun peşinlerle inşaata devam edersun. Gelenlere, ikinci taireyi ikinci, hatta üçüncü defa satabilursun.
- Diyelumçi, inşaat bitti. Taire sahipleri celmeye başladi. Nasil çikacaksun içinden?
- O da kolay. Tairelerinin içi yahut uç defa satulduğuni oğrenenler, soluğu avukatta alacaklar. Satış sırasında, tosya kağidina yapilan sözleşmelerun geçerli olmadığını anlayınca daa, bağa gelecekler. Sen ne yaparsun o zaman Temel?
- Ula, paku kaçarum inşaati.
- Olur mu? Temel. Esas iş ondan sonra başlar. Hepsinlan teker teker goruşursun. “Arkadaşlar, hiç kimsenun parasi kaybolmaz. Paralarunuz pendedur. En kısa zamanda odenecektur tersun. Çünki avukattan oğrenurler, dava açsalar 2-3 sene surer. O zaman da bir an önce paralarını kurtarmak isterler.
- Haklarıdu da
- Gayet tabi. Sen de tutar, taireleri ilk sattuklarınaparalarını, son sattuklarundan alduklarundan geri vermeye başlarsun.
- Niçun ilk sattuklaruna ödersun.
- Aptal olma ula Temel, inşaata başlarken ilk sattuklarundan daha az para alursun da ondan. Onlar da paralarını kurtarma sevinciyle senunla helallaşurlar. Böylece, son sattuklaruna tapularini ve tairelerini teslim eder, yuzunun akiyla inşaati biturursun. Anladun mi? Sonra ver eluni ikinci, hatta uçinci inşaat dersun.
- Yaman adamsun ha Tursun.
- Ne deyisun? Başlicamisun inşaat işine?
- Dur hele, memleçete cidup, tarlayi bi satayim…..