MAVİ YOL Dr. Can Fuat GÜRLESEL
Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Başkanı
2011 geçen yıldan zor geçecek
 
2010 yılı 2009 kriz senesinden sonra içeride ve dışarıda dalgalanmalara rağmen ekonomik açıdan iyi bir yıl olmuştu. Dünya ekonomisi yeniden büyüme sürecine girerken Türkiye ekonomisinde hızlı büyüme hemen tüm kesimlere olumlu yansıdı. 2011 yılına da iyimser beklentiler ile girmeye hazırlanırken yılın ilk 2 ayında ortaya çıkan gelişmeler beklentileri sınırlamaya başladı, belirsizlikler arttı ve ilave riskler yarattı. Bu nedenle 2011 yılı 2010 yılından daha zor geçecek gibi görülmektedir. İşletmelerimize ve işlerimize etkisi açısından 2011 yılının değerlendirmesi aşağıdaki gibi yapılabilir.

1. Arap Dünyasında Beklenmedik Gelişmeler
Dünya genelinde öngörülemeyen ve beklenmedik gelişme Arap dünyasında yaşanmaktadır. Zamanla çatışmalara dönüşen gelişmelerin dünya geneli için yarattığı temel sıkıntı petrol fiyatlarındaki artıştır. Petrol fiyatlarındaki artış tüm dünyada ekonomik büyümeyi sınırlandırma etkisi yapıyor. Bu nedenle petrolde dışa bağımlı ülkelerin pazarlarında yavaşlama etkisi görülebilir. 2010 yılında böyle bir yavaşlama etkisi yaşanmamıştı.

2. Dünya’da Öncelik Büyüme Yerine Enflasyon
2010 yılında gelişmiş ve gelişen ülkelerin ekonomi politikalarının önceliği ekonomik toparlanma ve büyüme olmuştu. Parasal genişleme politikalarının sürdürülmesi ile 2010 yılında beklentilerin üzerinde büyümeler sağlandı. Ancak 2011 yılında petrol ve diğer tüm emtia fiyatlarında yaşanan artışın yarattığı enflasyon riski öne çıkmaya başladı. Muhtemelen 2011 yılında özellikle Avrupa’da ve gelişen ülkelerde öncelik enflasyon riskinin kontrol edilmesi olacak ki bu da ekonomilerin yavaşlaması anlamına gelmektedir.
Merkez Bankaları 2010 yılında genişletici para politikaları uygularken, 2011 yılında faizleri arttırmaya başlayacaktır. Gelişen ülkeler şimdiden faizleri artırmaya başladı. Buna Avrupa Merkez Bankası da katılacaktır. Faizleri artan paralar değer kazanacak, ancak bu para cinslerinde likidite daralmaya başlayacak, yani 2011 yılında daha az likidite daha pahalı bulunur hale gelecektir.

3.Avrupa’da Borç Sorunu Sürüyor
Dünya ekonomisindeki göreceli iyileşmenin ve büyümenin önündeki en önemli risk Avrupa Birliği’nde yaşanan borç sorunudur. Dünya genelinde faizlerin artmaya başlaması ile birlikte ekonomiler yavaşlayacak, borçlanmalar daha pahalı hale gelecek ve tüm bunlar Yunanistan, İrlanda gibi ülkelerin borç çevirme kapasitelerini olumsuz etkileyecektir. Yeni parasal koşullar Avrupa’nın borç sorununu daha da ağırlaştırabilecektir. 2010 yılında en azından bol likidite vardı ve faizler çok düşüktü.

4. Gelişen Ülkeler Isınıyor, Sermaye Çıkıyor
Gelişen ülkeler son 10 yıl içinde ekonomik açıdan çok önemli bir gelişme göstermiştir. Gelişen ülkeler küresel krizde dahi büyüme sağlamıştır. Bu ülkelere çok önemli sermaye akışları gerçekleşmiştir. Ancak özellikle mali yatırımlar tarafında doygunluk ve hatta balon riskleri ortaya çıkmaya başladı. 2011 yılı geçmiş 10 yıldan farklı olarak gelişen ülkelerdeki kazançların realize edildiği ve sermayenin çekildiği bir yıl olmaya başladı. Bu nedenle özellikle Türkiye gibi yüksek cari açık veren ülkeler eskisi gibi rahat sermaye bulamayacaklardır.

5. Türkiye’de Cari Açık Riski Var
Türkiye 2010 yılında muhtemelen yüzde 8’in de üzerinde büyüdü, ancak 2009 yılında 13.6 milyar dolar olan cari açık 2010 yılında 48.6 milyar dolara yükseldi. 2011 yılında ise kimse yüzde 8 büyüme beklemiyor ve hatta istemiyor. Çünkü cari açık kontrolden çıkabilir ve finanse edilemez hale gelebilir. Türkiye cari açık riski nedeni ile 2011 yılında daha yavaş bir ekonomik büyümeye razı olmak durumundadır.

6. Türkiye’de Büyüme Yavaşlayacak
Türkiye 2010 yılındaki hızlı büyümenin yarattığı artçı etkileri kontrol etmek için kredi genişlemesini sınırlandırmayı hedeflemektedir. Bunun doğal sonucu da ekonomide iktisadi faaliyetlerin yavaşlaması olacaktır. İç talepte dayanıklı tüketim malları ve yarı dayanıklı tüketim mallarına talep artışı giderek yavaşlayacaktır. Bu nedenle şirketler şimdiden Ağustos-Eylül ve hatta 2012’de ödeme başlangıcı olan çok ay taksitli kampanyalara başlamışlardır. 2011 yılındaki yavaşlama 2010’dan farklı olarak alternatif satış kampanyalarını öne çıkaracaktır.

7. Türkiye’de Kurlar ve Faizler Yukarı Yönlü
2010 yılında faizler hızla düşerken Türk Lirası da değerleniyordu. 2011 yılında ise faizler yukarı yönlü ve Türk Lirası değer kaybediyor. Yılın ikinci yarısında ise MB faizleri de yukarı yönlü olunca TL kısmen yeniden değer kazanabilecektir. Kurların yukarı yönlü hareketi satın alma gücünü sınırlarken, faizlerin yukarı yönlü hareketi talebi sınırlamaktadır. Yani iç talep 2010’nun tam tersine sınırlanacaktır.

Son Söz: İşletmeler için 2011 yılı 2010 yılından daha zorlu olacak, işler göreceli olarak yavaşlayacak, likidite azalacak, ödeme vadeleri uzayacaktır.