İlkem ÖZTÜRK Aile Hastanesi Direktörü

Hedefimiz; 5 Yıl İçinde 5 Güçlü Hastane Daha Açmaktır.
 
“Şafak Hastaneler Grubu 1996 yılında Gaziosmanpaşa’da babam ve iki amcamla birlikte aile şirketi olarak kuruldu.”
 
Şimdi ise 5 Hastane ve 4 tane Tıp Merkezimiz var. Sağlık dünyasına adım atışımız ise çok çarpıcı bir öykü ile başlar. Aslında ailemizin esas işi döviz ve kuyumculuktur.
Ancak, en küçük amcam yıllar önce böbrek nakli ameliyatı olmak zorunda kaldı.
Amcam için, babamın uygun donör olduğu anlaşılınca, Amerika’da gerçekleşen zor bir ameliyat ile babam amcama böbreğini verdi. Ailece sağlık konusunda yaşadığımız acı tecrübe ve ülkemizde sağlık sektöründe gördüğümüz eksiklikler sonrası, neden Türk insanı yurt dışına gitmek zorunda kalsın?, biz dünyanın gerisinde miyiz ki? diyerek, sağlık sektörüne olağanüstü ilgi duyduk ve araştırmalarımızdan sonra bu sektöre yatırım yapmaya karar verdik.
O yıllarda bölgedeki ilk özel hastane olduğumuz halde kalp damar cerrahisi, bypass ve tüp bebek merkezimizle her kesimin, ciddi biçimde ilgi odağı olduk.
İlk yıllardan bugüne dek Gaziosmanpaşa tamamen bir sağlık semti haline geldi. Hastanelerimiz sırasıyla, merkezdeki 8000 m2’lik alanı ve 120 yatağı ile İstanbul Şafak Hastanemiz, 5000 m2’lik alanı ve 60 yatak kapasitesi ile Ataköy Hastanemiz, 6000 m2’lik alanı ve 70 yataklık kapasitesi ile Aile Hastanemiz 8000 m2’lik alanı ile 100 yataklıdır. Ortak olduğumuz Medical Park ise 60.000 m2’lik alana sahiptir ve 580 yataklıdır.
Aile Hastanesi, 2004 yılında JFK Bahçelievler Hastanesi olarak hizmet veriyordu ve o zaman zaten bizim bünyemizde olan hastanelerimizden biriydi. Daha sonra Acıbadem grubuna sattık. Ancak 2016 yılı Temmuz ayında hastanemizi tekrar satın alarak yeniden sistemimize dâhil ettik. Titizlikle üzerinde durduğumuz nokta, bugün hastanemizin yepyeni bir hizmet ve sağlık anlayışıyla, çağdaş mimari yapısıyla yeniden sağlık sektörünün hizmetinde olmasıdır.
Biz, babam ve iki amcam olmak üzere bir aile şirketiyiz. Dolayısı ile tüm aile üyelerinin, özellikle biz genç kuşağın şirketimizde iş bölümü yapması kaçınılmaz.
Ben yurt dışında üniversitedeyken, yazları ülkeme geldiğimde hastanelerimizin belirli alanlarında; satın alma, pazarlama, kurumsal iletişim, finans gibi konularda çalıştığım için temel işletme konularına elbette yabancı değildim.
Ama bazen teorik bilgi ile gerçek farklı olabiliyor. Yine de ülkemizde pek çok konunun kolayca çözümü yönünde hem teknik bilgilerim hem de aile büyüklerimin tecrübeleri sonucu asla sorun yaşamadan bugün gururla söylemek isterim ki; eski adıyla JFK Bahçelievler Hastanesi şimdiki adıyla Aile Hastanemiz’de “Hastane Direktörü” olarak yöneticilik yapmaktayım.
Bu görev pek çok kişiye uzaktan bakınca çok güzel ve çok renkli gelebilir. Ancak çok büyük bir sorumluluk olduğu hiç düşünülmez çoğu kez. Kimsenin tahmin edemeyeceği ölçüde inanılmaz büyük bir sorumluluğum var. Bu sorumluluk tamamen Aile Hastanesi’ne odaklanmamı gerektiriyor ve tamamen buraya aitim. Başka bir düşüncem olamaz artık.
Çünkü biz insan odaklıyız. İnsan sağlığına değer veriyor ve hizmet ediyoruz. Ötesini kabul edemeyiz. Tek amacım; Aile Hastanesi’nin çok çok büyüyerek markalaşmasıdır. Aile Hastanesi’ni yeniden satın alalı çok kısa bir zaman olmasına rağmen bu kısa zaman dilimi içinde çok güçlü yatırımlar yaptığımızı belirtmek isterim. Aile Hastanesi’ni tüm Acıbadem doktorları, hemşireleri ve personeli ile satın aldık. Ama yenilikçi anlayışımızla çok şeyi değiştirdik. Yeni bir kadro oluşturuyoruz. Şu anda beyin cerrahisi, kardiyoloji, estetik, ayak sağlığı, nöroloji, ilik nakli için çok sağlam ve güçlü bir ekibimiz var. Sık sık görüştüğüm Bakü, Azerbaycan ve Irak gibi ülkelerde de pek yakında sağlık projelerimiz olacak. Bu konuda da çok yol aldığımızı düşünüyorum.
Vizyonumuz; farklılıklar yaratarak kalıcı üstünlükler sağlamak, misyonumuz ise; rekabeti çok yoğun olan bu sektörde, yönetimi sağlam adımlarla agresif olmadan yapmaktır. Türkiye’de son zamanlarda çok fazla özel hastane açıldı ama nüfusumuza oranladığımızda hâlâ ciddi sayıda özel hastanelere ihtiyacımız vardır.
Elbette Sağlık Bakanlığının hastaneler konusunda kısıtlamaları var ve artıyor. Bu yüzden ne kadar istesek de doğru projeler ile büyümek konusunda çok titiz davranıyoruz. Hedefimiz gelecekte hastane sayımızı 10’a çıkarmaktır.
Hastane sayımızı arttırırken en ufak bir tereddüt yaşamayacağız. Çünkü bütün hastanelerimiz tam teşekküllü olup, beyin cerrahisi, tüp bebek merkezi, kardiyoloji ve kardiyovasküler cerrahi olmak üzere tüm branşlarda hizmet vermektedir. Hizmet verdiğimiz branşları şu şekilde sıralayabiliriz; Beyin ve Sinir Cerrahisi, Üroloji, Nöroloji, Nefroloji, Dahiliye, Kadın Doğum, Çocuk, Çocuk Cerrahi, Tüp Bebek Merkezi, Göz, Estetik, Dermotoloji, Ayak Sağlığı Merkezi, Saç ekimi, Diyaliz Merkezi, El ve Mikro Cerrahi, Kardiyovasküler Cerrahi, Ortopedi, Anestezi ve Yoğun Bakım Merkezi, Acil Polikliniği, İlik Nakli, Kanser Araştırma Merkezi, Psikiyatri, Psikolog, Diyet, Laboratuar Merkezi, EMG, EEG Laboratuarı, Patoloji, Görünteleme Merkezi (Emar, Tomografi, Ultrason), Biyokimya, Uçuş Hekimliği, Odyometri, Obezite ve Enfeksiyon’dur.
Şu anda, Kozyatağı’nda devam eden bir inşaat projemizin yanı sıra Bakü’de de bir hastane projemiz vardır.

Hedefimiz; 5 yıl içinde 5 güçlü hastane daha açmaktır.

İLKEM ÖZTÜRK
Lise eğitimimi İstanbul’da tamamladıktan sonra Londra’ya gittim ve Picasso’nun şehrinde, Stratford-Upon-Avon College’de “Foundation” okudum. Buradan sonra (UCL) University College of London’da BA Economics and “Business With East European Studies” okudum. Akabinde de Regents Business School’da “International Business”ı bitirdim. Bu arada Central Saint Martins’den Fashion Design ve Graphic Design için sertifika aldım. Ülkeme döndüğümde 2 yıl Lasalle Academy’de “Fashion Marketing” okudum. Hedeflerimde üniversitede ikinci zorunlu dil olarak eğitimini aldığım ve çok sevdiğim Fransızca’mı geliştirmek ve master yapmak var. Hatta bu ara master programlarını araştırıyorum. İnşallah en kısa zamanda kendime uygun bir master programı bulacağım.
Yurt dışında okuduğum ve orada uzun süre yaşadığım için dünya çapında çok fazla şirketin temsilcilerinin çocuklarıyla tanışma ve birlikte okuma fırsatı buldum.
Bu arada birçok ülkenin diplomat ve önemli kişileriyle bir araya geldim.
TÜGİAD’a katılalı henüz birkaç ay oldu, ama şu ana kadar bile bana ne kadar çok şey katmış olduğunu tarif edemem. Bu kadar kısa zamanda hiç böyle faydalı konferanslar ve network yapabileceğimi düşünmüyordum.
Yeni bir üye olarak, son derece değer verdiğim TÜGİAD’da önemli çalışmalar yapabilirsem çok mutlu olacağım. Türkiye’de böylesine Sivil Toplum Kuruluşlarının varlığına çok büyük ihtiyaç var. Özellikle bizlerin bu eşsiz kurumların değerini bilmemiz gerekiyor diye düşünüyorum. Temennim, bütün alanlarda genç ve uluslararası eğitimli kadrolarımızla TÜGİAD Projeleri ile hem bölgesel hem de ülke olarak kalitemizi kanıtlamak olmalıdır. Yurt dışında girmediğimiz alanlara girelim ve büyüyelim demek hayalci bir yaklaşım olmaz asla.
TÜGİAD büyük bir çıkış adresidir…