MAVİ YOL Dr. Can Fuat GÜRLESEL
Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Başkanı
Ekonomide İkinci 10 Yıllık Dönem
 
Türkiye ekonomisi 2001 öncesi yüksek enflasyon, yüksek faizler ve yüksek kur artışlarının yaşandığı, dünyadan kopuk ve kötü yönetilen uzun bir süreç yaşamıştı. 2001 yılında bu sürdürülemez süreç ağır bir kriz ile sona erdi.

2001 yılından itibaren ekonomi için yeni bir dönem başladı. Kamu mali disiplini ve dengesi, fiyat istikrarı ve güçlü bir bankacılık sistemini hedefleyen yeni bir program ortaya konuldu. Bu programın ana hedeflerine bağlı kalınarak 2001-2011 yılları arasında ekonomide önemli bir normalleşme ve iyileşme yaşandı. Küresel krize rağmen 10 yılda yıllık ortalama yüzde 5 büyüme sağlandı ve kişi başı gelir 10.000 dolara ulaştı. Türkiye orta gelirli ülkeler grubuna yerleşti.

Ekonomide önemli bir normalleşme ve iyileşmenin yaşandığı 2001-2011 yılları arasındaki bu 10 yıllık sürecin ardından yeni bir 10 yıllık döneme girilmektedir. 2011 genel seçimleri de adeta bir süreç değişiminin miladını oluşturmaktadır.

Yeni on yıllık dönemin ekonomik hedefi ise kişi başı geliri 20.000 dolara yaklaştırarak yeni sanayileşmiş ülke olmak veya gelişmiş ülkeler grubuna katılmak olmalıdır. Nitekim seçim öncesinde 2023 yılına ilişkin yapılan açıklamalar da önümüzdeki 10 yıl için bu hedefe yönlenileceğini göstermektedir.

Bununla birlikte ekonomilerde kişi başına geliri 20.000 dolara ulaştırmak, yani gelişmiş ülke olmak kişi başı geliri 10.000 dolara ulaştırmaktan yani orta gelirli ülkeler grubuna girmekten çok daha zor bir süreçtir. Türkiye ekonomisi uzun yıllardır ihtiyaç duyduğu istikrara kavuşarak sahip olduğu potansiyeli kullanmış ve kişi başına 10.000 dolar gelire kısa sürede ulaşılabilmiştir. Ancak 20.000 dolar kişi başına gelire ulaşmak için sadece ekonomik istikrar ile klasik para ve maliye politikalarının uygulanması yeterli olmayacaktır.

Bu nedenle yeni on yıllık dönemde çok daha kapsamlı ve önceki on yıldan farklı reel sektör odaklı ekonomi politikalarına ihtiyaç duyulmaktadır. Ekonomi politikalarının oluşturulması aşamasındaki iklim de son derece önemli olacaktır.

Ekonomide her şey tartışabilmeliyiz; öncelikle ekonomide geçen 10 yıllık dönemin politikalarını tabulaştırmaktan çıkmalı ve yeni politikaların yaratılması için uygun bir tartışma ortamı oluşturmalıyız. Örneğin Merkez Bankası’nın bağımsızlığını ve fiyat istikrarı önceliğini değil ama fiyat istikrarına ulaşmak için kullandığı “enflasyon hedeflemesi” yerine “parasal hedeflemeye” geçişi tartışabilmeliyiz.

Uygulanacak ekonomi politikalarının kapsamlı etki analizlerini yapabilmeliyiz; ekonomi çok sayıda piyasadan ve bunlarda kurulan dengeden oluşmaktadır. Bu nedenle ekonominin bir alanı için alınan kararlar genel denge içinde etkili olmaktadır. Bu açıdan yeni dönemde alınacak politika kararlarının mutlaka kapsamlı etki analizini yapmalıyız. Değer zinciri içinde en çok katma değer yaratma potansiyeline sahip olanlar lehine politikalar üretmeliyiz. Kararların fayda-maliyet analizlerini yapmalıyız. Böylece kaynakların etkin dağılımını sağlamalıyız.

Ekonomi politikalarında yönlendirici ve seçici olmalıyız; ekonomide son on yıl boyunca herkesi destekleyen, herkese eşit davranan yönlendirici politikalardan vazgeçmeliyiz. Bu uygulama ile 20.000 dolar kişi başı gelir hedefine ulaşamayız. Bizi 20.000 dolara ulaştıracak iktisadi faaliyetler lehine seçici olmalı ve bu faaliyetleri daha çok desteklemeliyiz. Sektörel tercihler yapmaktan kaçınmamalıyız. Her sektör için farklı destekler uygulamalıyız. Örneğin hazır giyim için işgücü maliyeti önemli ise onu, savunma sanayinde AR-GE önemli ise onu daha çok desteklemeliyiz. Özellikle sanayide girişimcileri orta-yüksek ve yüksek teknolojili alanlarda üretim için daha çok desteklemeli ve yönlendirmeliyiz.

Kaynak etkinliğini ve performansı ölçmeliyiz; ekonomide ortaya konulan politikalara bağlı olarak dağıtılan kaynakların etkinliğini ve kaynakları kullananların performansını ölçmeliyiz. Örneğin verilen AR-GE desteklerine bağlı yeni rekabetçi ürün ve buna dayalı yapılan yeni ihracatı ölçebilmeliyiz. KOBİ’lerin kullandıkları kredileri rekabet güçlerini arttırmak için mi yoksa kaybolan rekabet güçlerine rağmen hayatlarını bir kaç ay daha sürdürmek için mi kullanıyor ölçmeliyiz.

Yeni on yıl için yepyeni bir iktisadi anlayışa, ekonomi politikalarına ve uygulamalarına ihtiyaç var. Aksi takdirde orta gelirli ülke grubundan çıkamayız.